Son vatanımızda Diyarbakır valsi

Normal ve sağlıklı bir ülkede Meclis’te temsil edilen bir partinin genel başkanı herhangi bir kentte genel seçim öncesi açık hava mitingi yapar ise tüm gözler oraya dikilir mi?

Yürürlükte olan anayasaya göre ‘üniter’ bir devletiz ama Meclis’te temsil edilen herhangi bir partinin Diyarbakır mitingi anında günün en flaş haberi oluyor.

Mitingi yapan MHP ise ve Diyarbakır’a 16 yıl sonra gittiyse bu iki kere flaş haber haline geliyor.

* * *

Ben de flaş haberi, Devlet Bahçeli’nin Diyarbakır’a gelmesini bekliyordum ki ‘izdivaç programlarının’ tüm kanallarda pıtrak gibi açtığı saatin hemen başlangıcında, Bodrum’da yat gezisinde kendilerine kaçak içki ikram edenlerin zehirledikleri Rus rehberlerden 28 yaşındaki Alexandr Zhbckov’un da öldüğünü gördüm.

Böylece metil alkol zehirlenmesinden ölen Rusların sayısı dörde çıktı.

Devlet denetimini aramanın ve sormanın âlemi yoktu...

Çünkü…

Avukat Yusuf Ekinci’nin yanı sıra DEP Ankara eski İl Başkanı Faik Candan ve Altındağ Nüfus Müdürü Macit Baskın’ın cinayetlerinde bizzat rol aldığını itiraf eden Susurluk davası hükümlüsü eski Özel Harekât polisi Ayhan Çarkın önceki gün tutuklanmıştı.

Çarkın, basına yansıyan konuşmalarında ‘terörle mücadele’ adı altında birçok cinayet işlediklerini söylemişti. Susurluk davasında çeteye üye olmak suçundan dört yıl ceza alan Çarkın, 16’sı çocuk 30 kişinin öldürüldüğü Pınarcık katliamıyla ilgili de “Pınarcık katliamını provokasyon amaçlı JİTEM’in oluşturduğu gruplar yaptı” demişti.

Çarkın, kaç kişi öldürdüğü yönündeki soruyu, “öldürdüğüm insanların çetelesini tutmadım” şeklinde cevaplamıştı.

‘Devlet cinayetleri’ iddiasının söz konusu olduğu bir ülkede, kaçak içki satarak taammüden adam öldürmek de ticari faaliyet olarak acaba normal mi kabul edilmekteydi…

* * *

‘Son vatanımızdan’ söz eden Devlet Bahçeli’yi dinlerken ‘son dakika’ anonsu ile yayın kesildi ve televizyon Ankara’ya bağlandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 12 Eylül 1980 darbesi soruşturması kapsamında ifadesi alınan 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in 2,5 saat süren ifadesinin alınması sona ermiş, avukatı Ömer Nihat Özgün açıklama yapıyordu…

Kendisine 12 Eylül ve öncesine ilişkin 12 soru sorulmuştu…

Sabah akşam idari olarak üniter olduğunu söyleyen ama Meclis’te temsil edilen partilerin Diyarbakır mitinglerinin olay olduğu…

Devlet cinayetleri yanında Rus turist rehberlere de içki namına hiç çekinmeden zehir içirildiği bir ülkede…

Evren’in kendi üzerine uygun biçtirdiği 12 Eylül Anayasası bunca iktidar ve genel seçime rağmen yürürlükte iken, darbe nedeniyle ifadesini almak da bize özgü bir durumdu.

* * *

Kenan Evren, savcıya, TSK İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesine göre iktidara el koyduklarını söylemişti…

Yaptığı anayasanın yürürlükte olduğu bir ülkede ‘darbe’ nedeniyle Evren’in ifade vermesinin garipliğine rağmen savcının 12 sorusunu merak ettim.

Kendi kendime sorular sıraladım:

Sınırları ordu bekler, peki o kadar silah ülkeye nasıl girmişti?

Evren, anılarında, her gün onca insanın öldüğü ülkede ‘şartların olgunlaşmasını’ beklemeyi yeğlediklerini yazar. Kurgulanmış cinayetlerin hızlanarak kol gezdiği bir ortamda ‘şartların olgunlaşmasını beklemek’ ne demekti?

Ve darbenin ertesi günü nasıl her yer bir anda sütliman olmuştu?

Bunlar Evren’e soruldu mu, sorulmadı mı, doğrusu merak ettim…

* * *

Günün olayı haline dönüşen MHP’nin Diyarbakır mitingi ile başladık…

Bir başka Diyarbakır mitingi ile bitirelim.

Başbakan Erdoğan, 12 Ağustos 2005 tarihinde Diyarbakır’da yaptığı mitingde, “Kürt sorunu bu milletin bir parçasının değil, hepsinin sorunu olarak öncelikle benim sorunumdur” dedikten sonra, Kürt sorununun çözümü için de ‘daha çok demokrasi, daha çok vatandaşlık hukuku ve daha çok refah’ formülünü önermişti…

O tarihten bu yana neredeyse altı yıl geçti…

Bence tam isabetti…

* * *

Hala çok daha fazla demokrasiye, hala ‘din, ırk ve mezhep’ sömürüsü yerine çok daha fazla ‘vatandaşlık hukukuna’ ve çok daha fazla refaha ihtiyaç var.

Bir de bu formülü bir bütün halinde, siyasal çıkar hesapları yapmadan ve çifte standarda prim vermeden, tam gaz kurumsallaştıracak bir siyasi iradeye...

Önceki ve Sonraki Yazılar