Olmayan Bacağın Topuğu Ağrır mı?

          Tıbbi bir hadiseden yola çıkarak sosyal bir meseleyi anlatmaya çalışmak ne kadar mümkün?

           Geçen hafta 20 lik dişimi çektirdim. Çektirdiğim bu dişimin bir kısmı çürümüştü ve ağrımaya başlamıştı. Bir aydan fazladır bu dişimi yemekten sonra özel olarak kürdanla temizliyordum. Nihayet zor bir operasyondan sonra dişim çekildi. Lakin hala onun o ince ağrısını ara sıra hissediyorum ve dişlerimi temizlerken fırçam mutlaka onun çıktığı yere gidiyor.

          Bu durumu evde birkaç kez tekrarlayınca oğlum M. Z ;”baba ona tıpta fantom ağrısı diyorlar ben de bu bilgiyi Erem Şentürk Beyin ,”Temiz Hikâyemizi Bozmaya çalışıyorlar” adlı videosundan dinledim dedi. (https://www.youtube.com/watch?v=iN-x1mKP0iw&t=6s)  Bende videoyu açtım ve baştan sona dikkatle dinledim, seyrettim. Hakikaten çok ilginç sosyal çıkarımlar yapmış Erem Şentürk Bey bu videoda.        

                         FANTOM AĞRISI NEDİR?

         Önce tıbbi bir terim olan “Fantom “Ağrısını” açıklayalım:  “…Fantom ağrısı; kişinin daha önceden kesilmiş eli, kolu ya da bacağının sanki hiç kesilmemiş gibi ağrıdığını hissetmesi olarak özetlenebilir. Bu hastalar; bacağı veya eli gibi bir uzvunun olmamasına rağmen o uzvu ağrıyormuş, kaşınıyormuş ya da elektrik çarpıyormuş gibi hissetmektedirler. Fantom ağrısının nedeni tam olarak bilinmemektedir. Önceleri bu ağrının hastanın sakatlığı kabul etmemesine bağlı psikolojik kökenli bir ağrı olduğu düşünülmüşse de yapılan araştırmalarla ağrının kaynağının tam olarak psikolojik nedenler olmadığı ortaya çıkarılmıştır. Beynin ağrıyla ilgili merkezlerinin bu ağrıyı ortaya çıkardığı düşünülmektedir…. 

         Erem Bey bu videoda bir askerlik anısını anlatıyor. Bir doktor arkadaşının, bacağı kopmuş bir askerin belirli aralıklarla gelip , “topuğum ağrıyor” demesi üzerine değişik ilaçlar yazdığını bu duruma kendisinin bir anlam veremediğini ama doktor arkadaşının, “ bu normaldir,  buna tıpta 'Fantom Ağrısı' derler,  hasta gerçekten bu ağrıyı hisseder…” dediğini anlatıyor. Sonra da bu tıbbi mesele ile Ümmeti  ve Türkiye’yi ilgilendiren tarihi ve sosyal bir meseleler arasında bağlar kurarak güzel bir çıkarım yapıyor.

           Bir tarihçi ve sosyal bilimci olarak Türkiye ile Türk ve İslam dünyası arasındaki bağları ve gelişmeleri anlatan birkaç yazı yazmıştım ama meseleyi böyle ayan beyan ve müşahhas bir şekilde açıklayamamıştım. Bu nedenle Sayın E.Şentürk Bey'e teşekkür ediyorum.

                     Türkiye, Türk Ve İslam Dünyasının Beyni

           Türkiye niçin Türk ve İslam Dünyasının beyni? Çünkü Türkiye Osmanlının ve Selçuklunun Mirasçısı; çünkü ümmetin manevi beyni/başı olan Hilafet kurumunun son merkezi İstanbul’dur, son büyük İslam Ve Türk İmparatorluğu Osmanlıdır. Dünyada en son yaşayan İslam İmparatorlukları Selçuklu ve Osmanlılardır.  Ve hala bu iki devletin başkenti olan şehirler(Edirne Bursa İstanbul Konya) Türkiye Cumhuriyeti sınırları içindedir. Bu imparatorluğun devlet adamlarının mezarları, bu iki devletten kalma camilerin, medreselerin, yolların,  köprülerin,  hanların,  kütüphanelerin hamamların… Çoğu Türkiye’dedir. Mukaddes emanetler, hilafet remizleri taşıyan eşyalar bizdedir. Bu sebeplerden dolayı gerek İslam Dünyasında gerek Türk dünyasında bir sıkıntı olsa o sıkıntıyı o ülkeden sonra hisseden ikinci ülke Türkiye,  ikinci millet ise Türkiye’de yaşayan (sağcısı solcusu, dindarı laiki, Türkü Kürdü, zengini fakiri…) milletimizdir. Çünkü nasıl tıbbi FANTOM hastalığında kopan ve yok alan organların acısını beyin hissediyorsa, Sosyal fantom hastalığında da Türk ve İslam dünyasının beyni (ve beyi)  olan Türkiye,  Somali’den Filistin’e, Azerbaycan’dan Myanmar’a, Sudandan Uygur’a kadar tüm uzuvların acısını hissediyor. Suud bunu hissetmez, Mısır bunu hissetmez, Pakistan, Endonezya, BAE, Türkmenistan…Bunu hissetmez. Çünkü onlar ümmetin ve Türk dünyasının beyni değillerdir.

           Tarihimiz, dinimiz, coğrafyamız, irfanımız, töremiz bir gölge gibi bizden ayrılmıyor.  Bugüne kadar  Dünya'yı idare eden imparatorluklar arasında en iyisini bizim kurmuş olmamız gerçeğini  biz unutsak da dünyanın  unutmadığını,  biz görmesek de Cihan'ın görmeye devam ettiğini bilmemiz gerekiyor. (Diriliş Osmanlı, Uyanış Selçuklu, Payitaht Abdülhamit…  Bu gerçeklerin çok az bir kısmını sinema/dizi yolu ile hem halkımıza, hem Türk- İslam Dünyasına ve hem de tüm dünyaya sunmaktadır. Bu nedenle bir tarih öğretmeni olarak tarihi dizilerin çok faydalı olduğunu söylemek isterim)

Not: Linkini verdiğim videoda Erem Şentürk Bey,  Suriyeli bir babanın çok acıklı bir hikâyesini de anlatıyor. Bu babanın pek hazin hikâyesini dinleyince “SOSYAL FANTOM HASTALIĞI” na müşahhas bir misal göreceksiniz.

(https://www.youtube.com/watch?v=iN-x1mKP0iw&t=6s))   

             

           

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum