Tek Başına Ümmet Olmak

Şanlıurfa’da üçüncüsü 22-25 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen “Halil İbrahim Buluşmaları”nın konferans konularından birisi “Yardım Ahlakı” idi.

Programda, yardım konusu uzmanlar tarafından farklı açılardan değerlendirildi.

İslam’ın bu konuya yaklaşımı, Hıristiyan kaynaklarında nasıl yer aldığı ve tasavvuf ehlinin bu konu karşısındaki tavrını ifade eden sunumlar yapıldı.

M.Ü İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Ömer Çelik konuşmasında Kur’an-ı Kerim’in 200 yerinde infaktan, Allah yolunda harcamaktan bahseden ayet-i kerimelerin varlığına dikkat çekti.

Çelik, konuşmasında İbni Arabî’den bir hikâye nakletti. Fakir bir adam kendisine destek olabileceğini düşündüğü bir kişiden yardım istemiş.

Adam cüzdanını çıkarmış ve bozuk para bulmak için karıştırmaya başlamış. Arayış uzayınca fakir adam dayanamamış, “Beyefendi size şu an ne yapmakta olduğunuzu söyleyeyim mi, siz şu an Rabbinizin sizin katınızdaki değerini aramaktasınız!” demiş.

Yine Çelik naklettiği bir hikâye ile akraba ve dostlarımızı görüp gözetmenin önemine vurgu yaptı.

Adamın birisi kardeşinden borç istemiş. Kardeşi ağlamaya başlamış. Bunun üzerine adam, “Ağlayacağını bilseydim senden bir şey istemezdim” deyince, “İstediğin için değil, seni istemek zorunda bıraktığım için ağlıyorum. İhtiyacını sen anlatmadan benim fark etmem lazımdı” karşılığını vermiş.

Prof. Dr. İbrahim Canan İbrahim Aleyhisselam üzerine yaptığı kısa sunumda, onun “tek başına bir ümmet” oluşuna dikkat çekti ve insanlık tarihinde çok sayıda ilki onun başlattığını anlattı.

 “Gerçekten İbrahim, hak dine yönelen, Allah’a itaat üzere bulunan, tek başına bir ümmet idi. O hiçbir zaman müşriklerden olmadı. Allah’ın nimetlerine şükreden bir zat idi. Allah onu seçmiş ve doğru yola iletmişti.” (Nahl, 16/120-121)

Âlimler burada geçen “ümmet” kelimesini, "Bir toplumun kendisini iyilik konusunda önder ve rehber (imam) edindiği, peşinden gittiği kişi" şeklinde yorumluyorlar. Nitekim başka bir âyette bildirildiğine göre Allah Teâlâ ona, "Ben seni insanlara önder (imam) yapacağım" buyurmuştu.

“Bir zaman Rabbi İbrahim'i bir takım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: ‘Ben seni insanlara önder yapacağım.’ İbrahim de, ‘Soyumdan da (önderler yap, ya Rabbi!)’ demişti. Bunun üzerine Rabbi, ‘Benim ahdim (verdiğim söz) zalimleri kapsamaz’ demişti.” (Bakara 2/124)

Canan, Kur’an-ı Kerim’de Musa A.S’ın adının 136 defa geçtiğini, bu yönüyle O’nun “Kur’an-ı Kerim’de adı en çok geçen peygamber” ünvanını taşıdığını, ikinci sırada ise adı en çok geçen peygamberin İbrahim A.S olduğunu ifade etti. Canan,  İbrahim A.S’ın adının Kur’an’da 69 defa yer aldığı dile getirdi.

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hamza Aktan, “Asıl yardımı yapan Allah’tır” dedi ve yardıma aracılık edenlerin de yardım alanların da bu inceliği unutmamaları gerektiğinin altını çizdi.

Yardım yapanlar ve yardıma aracılık edenler mükâfatını Allah’tan bekleyecekler, böylesine hayırlı bir işi kendilerine nasip eden Yaradan’a şükredecekler.

Yardım alanlar ise aracılara teşekkür etmekle beraber yardımı asıl gönderenin Allah olduğu bilinciyle O’na hamd edecekler, şükredecekler.

Konuşmalarda, İbrahim A.S’ın bu kadar çok sevilmesinin delillerinden birisi olarak, “İman edip sâlih amel işleyenler için Rahmân, (yer ve göktekiler nezdinde, gönüllerde) bir sevgi yaratacaktır” (Meryem 19/96) ayetine işaret edildi.

Müminler, cenaze namazı dışındaki bütün namazlarında tahiyyata oturduklarında, salli barik dualarını okurken İbrahim A.S’ı anarlar.

Bunun, İbrahim A.S’ın şu duasının bereketine olduğu ifade edildi:

 “Bana, (benden) sonra gelecek (ümmet)ler arasında ’iyilikle yâd edilmeyi’ nasip eyle.” (Şuara Suresi 26/84. Ayet)

Konuşmacılardan biri “hanif” kelimesi üzerinde de durdu. Kur'ân-ı Kerîm'de âdeta Hz. İbrahim'in ismiyle özdeşleştirilen hanîf kelimesinin, "şirk kuşkusu taşıyan her türlü sapık görüşten uzaklaşarak, Allah'ın birliği inancını benimseyen ve ihlâslı bir şekilde yalnız O'na kulluk eden" anlamını ifade ettiği ve Allah'ın, başlangıçtan itibaren insanlara bildirdiği, İnsanın tabiatına en uygun olan “tevhid” dininin genel bir niteliği olarak geçtiği belirtildi.

“(Yahudiler) "Yahudi olun" ve (Hıristiyanlar da) "Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız" dediler. De ki: "Hayır, hakka yönelen İbrahim'in dinine uyarız. O, Allah'a ortak koşanlardan değildi." (Bakara 2/135)

Halil İbrahim Buluşmaları çerçevesinde kardeşliğin, dostluğun, misafirperverliğin önemi dile getirildi. Üç semavi dinin ortak ismi olarak İbrahim A.S’ın yeniden dikkatle okunması, onun insanlığa getirildiği mesaj üzerinde kafa yorulması gerektiği anlaşıldı.

O’nun soyundan çok sayıda peygamber gelmiştir. Hz. Peygamber s.a.s de onun soyundan gelmedir.

Halil İbrahim Buluşmaları vesilesi ile, belki uzun zamandır üzerinde düşünmeyi ihmal ettiğimiz temel kavramlarımızı geçici gündemlerin üstünde, “kalıcı gündemimiz” olarak alıp tefekküre başlayabiliriz.

Mesela “Tek başına ümmet olmak”  nasıl bir şeydir? Bu sorunun cevabı, üzerinde dönüp dönüp düşünülmesi ve gereği yapılması icap eden yüksek bir vasfa sahip olma hedefini karşımıza çıkaracaktır. Kişisel hedeflerimizin başına bu vasfın kazanılması ve muhafazasını alabiliriz.

gumuslale@gmail.com

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum