Tenham Benim!

Bir tenhada buldum seni!

Sen tenha idin, ben tenha idim…

Bir yürek sızısıydı bizim ki… İçten içe, derinden derine kanayan…

İçine kanayan bir sızıydı bu. Kimselerin bilmediği!

Ve bilmeyeceği, bilemeyeceği…

Bir tenha salınışındaydı saçların… Rüzgarın kıyamadığı!

Kıpkızıllığına güneş de bîganeydi! Daha fazla kendisine benzemesin istiyordu. Yanmasın istiyordu.

Belli ki, o da senin için kendi yanıklığı kendine yeter görüşündeydi. İlişmek niyetinde değildi. Hem de hiç.

O da tenhaydı bu gün. Ya da tenhaları önemsiyordu.

Oradaki canları dikkate alıyor, yakmıyordu!

Aşkın bir kıymık odu yeter diyordu…

Tenhadayım bugün ey can.

Alıyorum seni kendi yalnızlığıma…

Sessiz tenhalığıma…

Söze gerek yok bugün. Gözlerinin aydınlığı kelimeleri kovdu bugün benliğimden.

Tenhandayım ey can! Kelimelere ihtiyacımız yok. Harflere tutunmayalım mayalanmak için. Medet ummayalım onlardan.

Gözlerinin tenhalığı yeter bana. Gözlerimin tenhalığı yeter sana.

Yetmeli.

Göz konuştu mu dilin ne haddi var ki cümle kursun!

Öyle değil mi?

Dün senle gökyüzünün en tenha yerine kaçmıştık. Hatırla hadi. Kimselerin bilmediği, görmediği bir tenya yerdi.

Yıldızlarla demlemiştik aşkımızı çay demler gibi.

Buhurdanımız sevda tütüyordu hani.

Yine tenhada idik…

Ben senin tenhanda gönül dinliyordum, sen benim!

Bildin mi, hatırladın mı ey can!

Bir daha unutma emi.

Tenham benim, unutma ne olur.

Bugün de kaçırdım seni. Kendimle.

Yine tenhalardaydık.

Ama bu defa denizin dibinde… En dibinde idik…

Rengarenk dünyalar gördük orada.

Tenha salınışlar gördük… Gönül alan rakslar yapıyordu deniz altı varlıklar.

Bizde kendimizi kaptırmıştık bu narin salınışlara… Birlikte o sessiz ahenge vurmuştuk kendimizi.

Unutmuştuk her şeyi hani! Sadece gözlerimiz ve gönlümüz vardı.

Bir de renklere boyanmış sevdamız. Rengarenk sevdamız.

Hatırladın mı?

Hep hatırla emi. Hiç unutma. Hiç.

Tenha…

Ah tenha!

Yaraların sarıldığı yer. Sevdanın açtığı yaralara aşkın merheminin sürüldüğü yer!

Sessiz şarkıların ahengine kendimizi verdiğimiz yer.

Yaraları kapatırken yeniden yaralandığımız yer!

Kimi zamanda yaraya tuz bastığımız yer hani.

Bildin mi?

Hatırladın mı ey can!

Acısını çekmediğim sevdanın hazzını da istemem diyerek tuz basmıştın yarana.

Tuz basmıştın yarama.

Yara olmadan olmaz demiştin sessizce. Olmaz!

Yârden yara olmadan sevda derinleşmez diyordun.

Tenhalar işte bunun için diyordun.

Tenhalar yaralanmak içindir diyordun.

Sen benim tenhamsın diyordun.

Ben senin tenhanım diyordun.

Bak işte ben de sana söylüyorum. Bir sessiz çığlık halinde… Duyuyor musun?

Tenham benim!

Seni gönlümün tenhasında sakladım.

En tenhasında!

Hiç çıkma emi!

15.11.2012 canbolatugur@gmail.com/https://twitter.com/ugurcanbolat https://www.facebook.com/iyibakkendine7    

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
6 Yorum