Mehmet Y. ULUTAŞ

Mehmet Y. ULUTAŞ

Transparan Cemaatler

Son birkaç yüzyıldır revaçta olan yabancı hayranlığı lisanımıza dek girmiştir. Nitekim güzelim “şeffaf” kelimesi yerine “transparan” kelimesini kullanır olduk. Yazılarımı okuyanlar bilir ki ben yabancı kelimelere, eski dilde karşılığı olmayanlar hariç, karşıyım. Yazının başlığında bir farkındalık olsun diye kullandım transparan kelimesini. Dönelim asıl konumuza.

Türkiye’de dini cemaatler yüzyıllardır var. Cumhuriyetin özelikle ilk 60 senesinde maruz kaldıkları baskı ve yasaklar sebebiyle ciddi bir darbe yemiş oldukları için bu durum cemaatlere yeraltı örgütleri gibi gizli saklı faaliyet göstermeye mecbur etti. Bazı dini cemaatler bu işi bir adım öteye taşıyarak takiyye yapmayı prensip haline getirdi. Nitekim cemaat liderleri hep bu baskıları bahane ederek müntesiplerini istedikleri herşeyi, kanuna aykırı olsa da, yapmaya ikna etti.

Mesela Gülen örgütü cemaate giren 12-13 yaşlarındaki çocuklara kendilerini gizlemeleri için bir suç şebekesinin yaptığı gibi kod adı verdi. Bu çocukların bazıları birkaç sene sonra çalıntı sınav soruları ile askeri akademilere girdiler. İşte anormalliklere ve günahlara ruhsat veren bu sistem içerisinde yetişen bu çocuklar subay oldu ve 15-Temmuz hain darbe girişimini gerçekleştirdi. Öyle ki telsiz görüşmelerinde bir pilot yarbay 900 kg ağırlığındaki patlayıcıyı Polis Özel Harekat yerleşkesine atıp 45 polisi şehit eden diğer F-16 pilotuna “elinize sağlık” diyebildi.

Diğer bir örnek de Adnan Hoca örgütü. Kendi kurduğu TV kanalında yarı çıplak kadınlarla göbek atan mehdi iddiasındaki bu ahlak fukarası adamın ve etrafındaki müritlerinin ne menem işlere karıştığı, ne kadar servetleri olduğu, nasıl bir şantaj yuvası oldukları nihayet tutuklanıp hapse atılınca ortaya çıktı.

İsmini saymaktan imtina ettiğim, masum çocukların istismar edildiği, kadınların kötü muamele gördükleri, kontrolsüz ve denetimsiz küçük cemaatler de var. Özellikle dini eğitimi zayıf olan ve birçoğu cahil olan bazı insanlarımız ve evlatları ne yazık ki bunların ağına düşüyorlar. Bu çürük elmalar dini cemaatlerin tümünü kötü göstermek için yeterli olabiliyor.

Tabii ki Türkiye’deki bütün dini cemaatler böyle değil. Nitekim bunlar arasında Türkiye’nin beyni, vicdanı, aklı, adalet dağıtanı, yöneticisi olan dürüst, namuslu ve dindar insanlar yetiştiren birçok organizasyon var. Bunlara örnek olarak ekseriyeti yüksek eğitimli olan İskenderpaşa Cemaatini, Alman disiplini ve Prof. Dr. Necmettin Erbakan tedrisatından geçen Milli Görüş Teşkilatını, entellektüel ve cömert dindarların oluşturduğu Erenköy Cemaatini gösterebilirim.

Çok kötü örnekler mevcutken, hiçbir dini cemaate mensup olmayan çoğunluğun bu yapıların faaliyetlerinden emin olabilmesi için cemaatlerin şeffaf olması gerekiyor. Cemaatler hesap verir olmalı, yapılan bağışlar makbuzlandırılmalı, giren-çıkan tüm paraların muhasebesini verebilmeli, mal varlıkları ve gelir-gider tabloları mutat olarak yayınlanmalı, sıkı kontrol ve denetime tabi tutulmalı, ila ahir. Ancak bu şekilde töhmet altında kalmak zorunda kalmayacaklardır. Olması gereken de budur.

Günümüzdeki anti-din hareketlerinin en büyük sebeplerinden biri altı doldurulmamış, kulaktan dolma, hurafe dolu, destansı, menkıbe ve keramet yüklü dini bilgilerin artık daha eğitimli olan gençlere hitap etmemesidir. Deizmin, ateizmin, peygambersiz dinin vesairenin popülarite kazandığı çağımızda kalpleri ve mantıkları doyuracak, ciddi ve disiplinli dini eğitim verecek cemaatlere ihtiyaç var. Ama yukarıda da bahsettiğim gibi şeffaf, hesap verir, denetime tabi, siyasetten uzak ve sadece Allah rızası için hizmet veren cemaatlere.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum