Ya Kur’an Bize Nazil Olursa…

Kur’an indiği şehri, şehirlerin anası yapmış. İndiği Abdullah’ın yetimini âlemlere rahmet kılmış. İndirildiği ayı on bir ayın sultanı, indirildiği geceyi bin aydan, otuz bin geceden daha hayırlı eylemiş.

 

Yetiştirdiği ilk nesli yıldızlar gibi yapan, yirmi üç yılda dünya sahnesinde söz sahibi kılan, içinde şüpheye yer bırakmayan, muhatabını esfele sefilinden (aşağıların aşağısından) alıp, ahseni takvime, (en güzele) aslına döndüren bu kitap,, bana inerse benim değerim kaça katlanır?

 

O ilk neslin eşkıyasını evliya yapan bu kitap değil miydi? Kendi çocuğunu diri diri toprağa gömenleri dünyanın adalet mümessili haline getiren bu kitap, bizi neden değiştirmiyor? Değiştirmiyorsa suç kitapta mı yoksa onu yüzüne okuyan, sadece ölülerine sevap gönderme adına okuyup, ölü kitap haline getiren, mübarek gecelerde kendini biraz rahatlatmak için okuyan bizlerde mi? Sakın bu yazdıklarım yanlış anlaşılmasın. Bunları tenkit ederken bunlar yapılmasın demiyorum. Okumanın sadece buna indirgenmesinedir sözüm. Hani istiklal marşımızın şairi merhum M.Akif Ersoy’un dediği gibi:

 

İbret olmaz bize her gün okuruz, ezber de,
Yoksa hiç mana aranmaz mı bu ayetler de.

Lafzı muhkem yalnız, anlaşılan, Kur’an’ın;
Çünkü kaydında değil hiç birimiz mananın.

Ya açar Nazm-ı Celil’in, bakarız yaprağına,
Yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına.

İnmemiştir hele Kur’an, bunu hakkıyle bilin!
Ne mezarlıkta okunmak, ne fal bakmak için.

 

İlk neslin okuduğu gibi okursak biz de neler değişecek hep birlikte göreceğiz. Onların okuyup da anlamadığı, anlayıp da yaşamadığı, anlayamayıp da ehli zikre sormadığı bir ayet var mıdır acaba? Onların öğrendiğimiz edeple Kur’an’a muhatap olursak, o bizi de adam edecek. Bizi de kendi boyası ile boyayacak. Bizdeki hastalıkları tedavi edecek. Ahlakımızı inşa edecek. Yine bizleri yeryüzünün halifeleri kılacak. Dünyanın iktidarını da verecek. Böylece yeryüzünde akan kanlar duracak ve insanlar yeniden huzura, sükûna ve mutluluğa kavuşacak. Bunun anahtarı, şifresi elimizde. Kitaplığımızda veya masamızın üzerinde. Sadece ona uzanmak, elimize almak, dokunmak ve açıp kapağını ondan faydalanmak kalıyor bize.

 

Ne dersiniz hemen kendimize bir iyilik yapsak. Kitabımızı raftan indirsek, elimize alsak ve ondan ve onu bizlere inzal buyuran Rabbimizden özür dileyerek okumaya başlasak. Hemen şimdi, ertelemeden. Daha sonra ya da yarın dediğimizde o gün hiç gelmeyecek biliyor musunuz? Hem siz, hiç yarının yemeğini yiyen, yarının suyunu içen, yarının oksijenini teneffüs edeni gördünüz mü?

 

Haydi, gel şimdi başlayalım okumaya. Çekelim besmeleyi, O’nun adıyla okumaya başlayım. Bu gün işte bizim doğum günümüz olacak. Kur’an’la tanıştığımız güne bir tarih koyalım. Geriye dönüp baktığımızda kendimizde çok şeyler bulacağız. Kur’ansız geçen günlerimize yanacağız. Yanacağız ve kendimize yaptığımız kötülük için ağlayacağız. Yarın mahşerde yanmamak ve ağlamamak için bugün ağlamamız bizim dirilişimiz olacaktır. Ne mutlu kitabıyla arasını düzeltip, onunla dirilenlere.

 

İşte Kur’an’la dirilen bir ailenin öyküsü. Hilal Tv de yaptığım “Namazla Diriliş” programını izleyen Birgül ve Mithat kardeşlerim o gece Cuma saatinde çalışmanın haramlığını öğrenirler. H.Tahsin Feyizli Hocanın Feyzü’l Furkan Kur’an-ı Kerim meali ve yorumunda da ifade edildiği gibi:

 

“Ey iman edenler! Cuma günü (ezanla) namaz için çağrıldığınız zaman, derhal Allah’ın zikrine gidin. Alış verişi (işi gücü) bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. (Elbette bunun aksi hayırlı değildir.)”[1]

 

“Dinin belirttiği mazeret halleri dışında Cuma namazına engel olan her türlü iş, alış veriş ve o saatteki kazanç yasak olduğundan derhal bırakılıp Allah’ın emri yerine getirilir. Cuma namazının farziyetine değer vermeyen/önemsiz görenler veya bu zihniyetinden dolayı başkalarının kılmalarını engelleyenler kâfir olmuş olurlar. Özürsüz Cuma namazı kılmamak, fertleri/nesli hem münâfıklar defterine yazdırır hem de din dışı köprüsüne götürür.”[2]

 

Bu kardeşlerim Cum’a süresindeki ikazla yeni tanışmış ve o gece hayatlarına nazil olmuştu. Ve sahabe nesli gibi “İşittik ve itaat ettik ya Rabbi” diyerek o programdan sonra bir daha Cuma saatinde dükkânlarını açmadıklarını ifade ettiler. Bu ayet acaba kaç müslümanın hayatına nazil oldu? Ya da kaçımız bu ayeti yukarıdaki kardeşlerimiz gibi okuduk?

 

Kur’an’ın şefaat ettiklerinden olma duasıyla…



[1] Cum’a Suresi, 11

[2] H.Tahsin Feyizli, Feyzü’l Furkan Kur’an’ı Kerim  ve Açıklamalı Meali

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum