Yürüyecek Zaman Oturuyor Oturacak Zaman yürüyor

 İnsanın bahtının açık olması lazım diyeceğim ama bu dilek hiçte gerçekci değil. Çünkü çalışmadan didinmeden başarı olmaz.  Aba zamanı yaba yaba zamanı aba almazsan tüm suçu kadere bahta bağlarsın. Abayı ve yabayı ve bunların kullanıldığı alanları, mevsimleri bilmeden aba yaba alıp satmanında başarıya bir katkısı olmaz.  Kılıçdaroğlu'nun son yürüyüşüne getirmek istiyorum lafı. sayın lider, muhatabı olan, yönetmeye talip olduğu halkın/milletin çoğunluğunun kültüründen o kadar uzak, sosyolojisinden o kadar ırak ki...Bu sebeple çoğunlukla yanlış zamanda, yanlış işler yapıyor kendileri.

15 Temmuz 2016 gecesinde, yani o menfur ve meşum saldırı akşamında yürüyecekken duran, Tarihin ona “lider olman için al sana büyük bir fırsat” dediği Atatürk hava limanında, darbecilerin tanklarının  üzerine çıkma eylemini ıskalayan ( belki de bu davranışının çok başka, pek derin sebepleri vardır) ıskalamakla kalmayıp geçtik tankın üzerine çıkmayı oradan adeta sıvışan, bir partilinin evine giderek,  koltuğa oturup, elinde kahve fincanı ile “ gelişmeleri izleyen”  Kılıçdaroğlu, Temmuz 2017 de, bunların tam tersini yapmaya başlıyor. 2017 Temmuzunda Ankara’da CHP Genel merkezini o ferah o şatafatlı genel başkan odasında sakince oturup, efendice durup darbecilere, terör örgütlerine ve Türkiye düşmanlarına karşı demeçler vermesi gerektiği bu günlerde ise yürüyor. Hem de ne yürüme! Ta Ankara’dan İstanbul’a kadar! CHP lideri Kılıçdaroğlunun yaptığı bu yürüyüşün hem yönü, hem zamanı, hem amacı yanlış. Şöyle:

 a-Yürüyüşün amacı: Sayın Kılıçdaroğlu “adalet yürüyüşünün amacını “ herkese adalet” diye açıklıyor. Pekiyi ne oldu da bu yürüyüş başladı? CHP milletvekili Enis Berberoğlu, MİT tırları kumpası ile ilgili davada mahkûm oldu. Haklı – haksız, az – çok… Bir ceza aldı. Neticede Türk Adaleti bir karar veriyor. ( İşin teferruatını gazetelerde görebilirsiniz)

Daha önceleri Türk mahkemeleri bu kararın binlerce katı  cezalar verdi. Mesela,  Ergenekon da balyozda verilen kararlar, Ak Partini kapatılması için açılan davalar, Refah Partisini, Fazilet partisini kapatan kararlar, Başörtüsü ve katsayı ile ilgili verilen kararlar, 367 garabeti, Tayyip Erdoğan şiir okuduğu için hapse atan karar… Tüm bu davalar için  CHP, bırakın yürümeyi bu garip kararları destekledi. “O zaman neredeydin ey CHP?”  diye sormaz mı kamuoyu? Başkaları garip, anlamsız kararlarla mahkûm edilirken niye sesin çıkmıyordu?  Senin vekilin babası muhtar mı? 15 Temmuzda darebeciler 250 vatandaşı şehit ederken  2000 den fazla insanımız gazi olurken  CHP niye yürümedi? Tanklara karşı bir adım bile atmayan, tam aksine bir partilinin evinde bir koltuğa oturup kahve içerek karşısında bir tv den olayları bir seyirci gibi seyreden Sayın lider, Berberoğlu için Ta Ankara’dan İstanbul’a yürüyor…

b- Yürüyüşün Zamanı. Bu yürüyüş, ülkenin, devletin, milletin içte ve dışta  sıkışık olduğu bir dönemde yapılıyor. Dışta Suriye, Irak, Kıbrıs, Karadeniz meseleleri var.  Sınırlarımızda ABD, Rusya, İsrail, AB… Kısaca dünya konuşlanmış durumda. Ortadoğu’da yedi düvel yeni sınarlar çizmek için büyük bir uğraş içinde iken; PKK, FETÖ, dhkpc, daeş… Devleti, milleti içerden yıkmak için kahredici bir çalışma yaparken, asker, polis bunlarla ölümüne savaşırken... Sayın Kılıçdaroğlu birçok askeri, birçok polisi ve kamuoyunu  kendi yürüyüşü için oyalayarak  bu mücadeleyi zayıflatmıyor mu? ABD ve  Almanya, Katar krizi başta olmak üzere İslam Dünyasını mahvetmek için uğraşırken, devletimiz bunlara karşı mücadele ederken, bu yürüyüş ne anlama geliyor? Darbecilere terör örgütlerine Türkiye’nin dış düşmanlarına karşı ( mesela Türkiye Suriye Irak İran 9 devletlerinin bütünlüğünü bozmaya amaçalayan bir pkk develtini kurdurmak için PYD ye inanılmaz silah ve lojistik yardım yapan ABD ye karşı)  yürümeyen Kılıçdaroğlu bir vekilinin hapse girmesini bahane ederek ADALET isteği ile yürüyor. İlginç çok ilginç

c-  Yürüyüşün yönü! Ankara’dan başlayan bu “adalet “ yürüyüşü bence ters tarafa yapılıyor. Ankara’dan başlayan bu yürüyüş Batıya İstanbul’a doğru değil, Doğuya, Güneydoğuya yapılmalıydı? Çünkü şehitler o taraftan geliyor. PKK, askerimizi, polisimizi, öğretmenimizi, sivil siyasetçimizi…  Şırnak’ta, Van’da, Diyarbakır’da… Şehit ediyor? Kılıçdaroğlu, Bunca polisin, askerin, gencin toprağa düştüğü Güneydoğuya değil, Türkiye’nin bütünlüğünü bozmaya matuf çalışmaların yapıldığı Suriye sınırına doğru değil de bir vekilinin Türk  mahkemesi  tarafından mahkûm edilip,  hapse atılmasını protesto için İstanbul’a yürüyor. Bir tarafta gencecik yiğitlerin cenazeleri, bir tarafta mahkemece suçlu bulunmuş bir vekilin mahkûmiyet kararı. Bunlardan hangisi daha ağır bir acı, daha büyük bir hüzün, daha önce çözülmesi gereken bir sorun?  Kılıçdaroğlu bu nedenle bir vekilinin hapse gireceği İstanbul tarafına değil, vatan için toprağa  düşen yüzlerce gencin kara toprakla evlendiği yöne, PKK nın ocaklar söndürdüğü yöne doğru yürümeli ve her durakta; “ Bitsin bu terör, dursun bu kan! Ey ABD nin kucağına, Ey Avrupa’nın  tuzağına düşmüş DAEŞ li, PKK lı DHKPC li, FETÖ cü gençler!  Bırakın silahlarınızı, bitirin şu sonu gelmez ve ihanet sarmalı ile kaplanmış kalkışmanızı, bu kanlı gâvurların yalanlarına daha ne kadar kanacaksınız, ne zaman milletinize, devletinize, vatanınıza karşı bu anlamsız, haksız, ihanet dolu kanlı kalkışmanıza  son vereceksiniz …”  demeli değil miydi? Evet, böyle demeliydi ve Ankara’dan batıya, İstanbul’a doğru değil  G. Doğu tarafına yürümeliydi. Yürürken de “Adalete, hürriyete, barışa, Suriye’nin toprak bütünlüğüne  evet, teröre, ihanete, batı emperyalizmine, batı kumpaslarına hayır… “ diye dağı taşı inletmeliydi. 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum