411 EL

411 el kaosa kalktı.

28 Şubat medyası (Hürriyet) böyle duyurmuştu.

Üniversitelere devam etmek isteyen, bir üniversite bitirip Türk toplumuna faydalı olmak, aynı zamanda inançlarının gereği başörtüsünü takmak isteyen binlerce kızımızın tek arzusu idi.

MHP nin öneri ve desteği ile kanun Meclisten geçti, Cumhurbaşkanı tarafından onaylandı.

Fakat o da ne?

Seçimden önce başörtüsü açılımı, çarşaf açılımı yapan, aynı zamanda darbecileri yargılayalım diyen Deniz Baykal’ın partisi CHP, dava dosyasını kaptığı gibi soluğu Anayasa Mahkemesinde almış, AYM gecesini gündüzüne katarak, Türkiye Cumhuriyetinde yavaş işleyen adalete kinaye şimşek hızı ile kanunun yürütmesini iptal edivermişti.

Kanun çıkmadan önce el insaf diyerek başörtüsüne müsamaha gösteren üniversitelerde de bir anda rüzgar ters dönmüş ve yasakçı zihniyet taraftarı oluvermişti.

27 Şubat 2008 tarihli yazısında Ertuğrul Özkök bu olayı köşesine taşımış ve ilginç bir başlık atmıştı.

“411 El neye kalkmış”

Alaycı bir tavırla Başbakan’ın Hürriyet gazetesinin bu hezeyan dolu başlığına sinirlenmesini hafife alan bir üslupla 411 el neye kalkmış diye soruyordu.

Siyasiler bu durumu içlerine sindiremeyip birbirlerini suçluyorlardı.

Özellikle MHP 17. maddeyi değiştirmediği için AKP’yi suçluyordu.

Bu gün gelinen süreçte MHP tamamen CHP tarafında yer alarak Anayasada değişikliğe destek olmayacağını söylüyor.

CHP’nin tavrı baştan belli. Akıl hocaları (367 Mucidi Sabih Kanadoğlu) ne diyorsa onlar onu söylemek zorundalar.

Anayasayı değiştirelim ama bunu biz değiştirebiliriz.

61 Anayasasını nasıl hallettikse, 82 anayasasını nasıl kendi isteğimiz doğrultusunda çıkarttırdık ise bundan sonra da biz istemedikçe anayasa değişikliği olmaz.

Bize rağmen anayasa değiştirmeye kalkarsanız, değil 367; 411 olsanız ne yazar.

MHP ağzının payını almış olacak ki CHP’nin ağzından çıkacak ifadelere bakıyor. Adeta dudak okuyorlar.

Aman yanlış yapmayalım. İpler CHP’nin elinde başımıza iş alırız diyorlar.

Şimdi 367’nin ve de 411’in mucidi Sabih Kanadoğlu, AKP Anayasayı değiştiremez diyor.

Bu hükümet meşru değil diyor.

Ona göre bu hükümet gayrimeşrudur.

Her kimin hükümeti ise anası, babası belli değildir.

Cami kapısına bırakılmış, yetimhanede büyümüş ve maalesef gayrimeşru nüfus kağıdı çıkartılmıştır.

Bu aritmetikle normal yollardan kabul edilme ihtimali yoktur.

Velev ki gizli oylamada bazı vekiller Genel Başkanlarının iradesine rağmen kendi iradelerini kullanıp kabul oyu verdiler.

Anayasa mahkemesi iptal eder.

Gayri meşru ya….

Eğer yeterli oy alamayıp iktidar partisinin oyları ile kabul edilerek referanduma gidilirse, halk oylamasının bir önemi yoktur.

Anayasa mahkemesi iptal eder.

Çünkü gayrimeşrudur.

Halkın oyları da mı?…..

Evet. Kanadoğlu’na göre Halkın oyları da gayrimeşrudur.

Kısaca “GM” diyebiliriz. Maksat anlaşıldı.

Kanadoğlu ve 28 Şubat zihniyetine göre hem iktidar hem de bu iktidara oy verenler “GM”dur.

Hiç kendinizi yormayın.

Derin devlet böyle istiyor.

Derin devletin halkın yararına bir iş yaptığını gören, duyan, bilen var mı?…

El cevap: Yok…..

 

Türkan Saylan demişti, % 95 oy bile alsalar, biz istemedikçe hiçbir şey olmaz.

411 oy kaos ise, bu oy oranına karşılık gelen toplum da kaostur. GM’dur.

Kabul görmez.

Referandum sonucu % kaç kabul olursa olsun batıldır.

Onlar söylüyor.

 

Ama; gayret meclisin akl-ı seliminden, sonuç Allah’tandır.

Belli mi olur?

 

Ahmet TÜRKAN - HABERNAME

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum