Açık Sınıf

Açık Sınıf

                Dünya, kimin daha gelişmiş ve medeni olduğuyla ilgili bir yarışmaya sahne oluyor. Tabi bu önemli bir konu... Kim daha medeni ve gelişmiş olursa onun daha çok sözü(!) dinlenecek... Peki, bunun ölçütü ne olmalı? İşte burada anlaşamadık.  Bu konuyu her eline alan “körlerin fil tarifi” gibi birçok medeniyet ve gelişmişlik örneği ve ölçeğini ortaya koydu. Bunlardan birisi de eğitime yaptığı yatırımlar ve bunun çıktıları... Bunun için her yıl yarışmalar düzenlendi.

                Biz de ülkemizde bu yarışmadan azade kalmak istemedik. Biz de burada ve en önde olmalıydık. Bunun için eğitim süresini uzattık. Gençleri uzun yıllar içinde tutabilecek birçok okul açtık. Yetmedi okulları büyük, ferah ve lüks bir otel konforunu aratmayacak şekle soktuk. Bundan sonra okul yapımında yarışlar başladı. Her gelen bir öncekinden daha lüks olmak için yola çıktı. “Binalar çok iyi olursa, çok iyi ve kaliteli öğrenci yetişir” diye inandık. İyi yetişmiş ve nitelikli insana ihtiyaç vardı. Bunu da ancak çok geniş ve her ihtiyacı karşılayacak donanımdaki okullarda sağlayabilirdik. Böyle bir ön kabulle yola koyulduk. Beklediğimiz oldu mu? Amacım bu sorunun cevabını bulmak değil.

                Derken Allah’ın başka bir hesabı ve kaderi devreye girdi. Yaptığımız o görkemli ve ihtişamıyla göz kamaştıran binaları birden terk ettik. Mart ayında bir tatile girdiler ki gidiş o gidiş... Ne zaman döneceklerini Allahtan başkası bilmiyor. Okullarımız bomboş kaldı. Herkes evine tıkıldı...

                Ancak eğitime olan ihtiyaç da ortadaydı... O zaman bu binaların sınırlandırmadığı açık sınıflar gündeme geldi. Gökyüzünü gören ve doğanın bir parçası olan sınıflar... Biz bunları yeni bulduk. Oysaki Afrika’nın içlerinde zaten bunlar birer sınıftı... Orada eğitim öyle olurdu. Yani burun kıvırdığımız Afrika modeli, şimdi can simidi oldu. Allah bizim gurur ve kibirden büyümüş burnumuzu onların seviyesine indiriverdi...

                Ben size Afrika’yı bir gül bahçesine döndürecek bu sınıfları tanıtayım mı? Siz hayatınızda böyle sınıflar görmemiş olabilirsiniz...

                Geçen yıl Sudan’da uçsuz bucaksız sınıfları görmüştüm. Semaya kadar tavanı olan, düz arazide güneç altına oturmuş öğretmen ve öğrenciler vardı. Hallerinden gayet memnun… Ellerinde birer küçük tahtaya yazdıkları Kur’an sayfalarıyla ders okuyan mütevekkil öğrenciler... Bir kısmında gölgelik bile yoktu... O günler hava buna müsaitti. Ama sıcaklar çıkıncı ne yapacaklardı bilemem...

                Şimdi Burkina Faso’dayım. Burada özensiz sınıflar yok. Cari köyünün sınıfı var önce. Bir amfiyi andıran mimari yapısı var okulun. Köye yapılmış küçük bir mescidin yanında inşa edilmiş burası... Mescitten ve ona “OKU!” diyenin evinden uzak değil... Sanırım ilk şart bu olmalı...

                Ormanda ağaç bol... Bunlarla direkler dikilmiş. Birbirine tutturulup bir çatı yapılmış. Ağaç dalları ve kamışlarla da kapatılmış. Bu iş tamam... İnsan beynini kaynatacak kadar sıcak günlerde böyle bir gölgelik olmazsa oturamazsınız. Duvar mı? Ona hiç ihtiyaç olmamış.

 Öğrencilerin oturması için de planlar yapılmış. Bu iş için de budağı daha az ve düz olan ağaçlar yere yan olarak yatırılmış. Ama özenle... Titiz bir mühendis edasıyla... Dedim ya bir amfi burası. En öndeki ağaç yere konulmuş. Sonra her bir sıra, öndekinden biraz daha yüksek olacak şekilde altı yükseltilmiş. En arkada olan öğrenci bile hocayı rahat duyup dersi anlayacak. Burada ben, yüzün üzerinde öğrenci gördüm. Yüzleri gülen ve yenini beğenmeme kompleksinden uzaklardı.

Gözlerine bakınca durumdan gayet memnun olduklarını anlamak hiç de zor değil.  Her grubun ayrı bir sınıfı / dersliği yok. Bu güzelim ve açık sınıf, akıllı veya etkileşimli tahtalarla donatılmamış. Hepsi aynı yerde birlikte etkileşimli dersleri işliyor. Tahtası değilse de öğrencileri etkileşimli… Ön tarafta seyyar olarak arada bir kullanılabilen ayaklı bir yazı tahtası var.

                Başka bir gün de yolumuz PAUOLİN köyüne düştü. Nerede mi? Yolunuz düşerse gelin beraber gidelim. Tarifle bulunmaz. Ormanın içinde kaybolursunuz. Buralar, kulların unutup Allah’ın hatırladığı yerler. Burada mescit te yok. Bir inşaat başlamış ama henüz bitmemiş. Kocaman bir ağacın altı hazır edilmiş burada da... Bakınca gökyüzü görülür... Ağaç da gölgelik yapıyor.

                Sınıfa gerekli düzenleme tamam edilmiş. Gene bir mühendis edasıyla taşlar, briketler, ağaçlar, öğrencilerin kendi getirdiği küçük tahta oturaklarla sıralar da hazır edilmiş. Oturacak yer bulamayanlar yere tozun içine ayaklarını uzatıp derse katılmış. Yüz ellinin üzerinde öğrencinin gözlerindeki ışıltıyı ben gördüm.

                 Burada yüzüne baktığınızda kızararak gözlerini yere indiren küçük kızları, minik gözleriyle erkek çocuklarını ve delikanlılığa yaklaşmış daha ileri yaştaki gençleri bulduk mümkün olacak. Tek ve ortak mekânda herkes ayrı bir bölümden dersi dinleyecek okuyacak. Küçükler, büyüklerin okumasıyla ezberlerini yapacak. Ders kitabı mı?  O nasıl bir şey acaba! Hoca var ya... O okuyacak diğerleri de ezberleyecek.

                Yazı tahtası mı? Burada yarım metre kare kadar bir teneke gördüm. O da yazı tahtası olarak arada bir görev üstlenmiş.

Eğer hayatınız bizler gibi eğitim kurumlarında geçmişse ve halini beğenmeyen birçok öğrenci ve öğretmenin şikâyetleri sizleri bunaltmışsa…

Çocuğunuza daha iyi ve kaliteli bir özel okul bulamamışsanız... Geçen yıl verdiğiniz paranın tam karşılığını alamadığınızı düşünüyorsanız...

Tam kapanmayan kapı, az yanan kalorifer, iyi açılmayan pencere, havasız kalan sınıflar varsa…

“Ama kışın sıcak su da akmalıydı... Çocukların eli üşüyor” diye dert yanıyorsanız veya dert dinliyorsanız...

Sınıfı bu yıl güney veya kuzey tarafa denk geldiği için psikolojisi bozulan öğrencileriniz veya çocuklarınız olmuşsa…

Buyurun buraya ve manzaralar karşısında “Haline şükretmeyi bilmeyenlere yuh olsun!” diye bağırın. Bu hakkınızı sonuna kadar da kullanın. Köyde sizleri meraklı, mahcup ve hayran gözlerle izleyen insanlar vardır. Onlar sizin söylediğinizi anlamayacaktır. Serbestçe bağırıp içinizdeki ateşi boşaltabilirsiniz.

 Burada hem eğitim hem de şükürsüzlüğün tedavisi var...

20191121-142918.jpg20191121-142945.jpg20200120-143127.jpg20191121-150431.jpg

Önceki ve Sonraki Yazılar