BEN DE BİR FENERBAHÇELİYİM AMA…

Türkiye’de toplumun huzuru ve gelişimine yönelik hukuki değişimler ve onun pratiğe yansıyan icraatları  devam ediyor. İnsanımızın  yıllardır özlemini çektiği hak, özgürlük ve adalete yönelik  uygulamaları devletin yetkili kurumları tarafından işletilmeye başlandı. Ama henüz işin başındayız.

 Fert ve kurumlar artık hareket ve politikalarına dikkat etmek zorunda. Hukuka aykırı yapacakları ciddi hatalar kendilerini rahatlıkla kanunun önüne çıkarabilmekte, soruşturmalara maruz kalabilmekteler.

Bu disiplin, ülkemizin ileri-gelişmiş demokrasiye yönelik yürüyüşün devamı noktasında ümit verici. Hukuk ve adaletin tabana yayılması çabalarını tehdit eden  “ kendi insanım veya adamım” şeklindeki koruma mantığı artık söz konusu değil.

Bu mantığın günümüzde ülkemiz için geçerli olmadığını görüyoruz. Bunun en yeni örneği geçtiğimiz hafta sonu İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla “şike” ve “teşvik” iddialarına dayanılarak gerçekleştirilen operasyon oldu. Aralarında kulüp yöneticileri, teknik direktör ve futbolcuların bulunduğu yirmiden fazla insan gözaltına alındı.

Soruşturmalara maruz kalıp haklarında tutuklama kararı çıkarılan kişi ve kulüp yöneticileri için belki birilerinin Başbakan’dan – ki kendileri gönül bağının yanında bizzat kulübün de üyesi-  ve bu kulübe yakınlığı ile bilinen yeni TFF Başkanından birçok beklentiler içersine girmeleri mümkün olabilir. Ancak 14 Nisan’da kabul edilip yürürlüğe giren 6 bin 222 sayılı sporda şiddet ve düzensizliğin önlenmesine dair kanun bu beklentilerin önüne geçecektir, geçmiştir. 

Yeni kanunla, savcılık tarafından çökertilen gerçekten zor, karmaşık bir yapının işlerinden sadece biri olan  “şike ve teşvik pirimi”  suç olarak kabul edilmiştir. Olayın teşebbüs halinde kalınmasına da izin yok.

Evet, aslında operasyon yukarıda değindiğimiz gibi  şike ve teşvikten de öte organize bir suç örgütünün kanunsuz yapmış olduğu bir çok işlerden sadece birini etkisiz hale getirilmesinden ibaret. Soruşturmalar boyunca hep öne çıkan bir kulüp yöneticisi hakkında verilen kararda “ örgüt yöneticiliği ve şike yapmak” ifadesi bunu ortaya koyuyor.

Yargı süreci merakla bekleniyor. Görünen o ki, Türk futbol dünyasına adeta kabus gibi çöken bu operasyonun neticeleri ilerleyen günlerde kişileri de aşıp, başta akla ilk gelen Fenerbahçe kulübü olmak üzere olaylara adı karışan diğer birkaç kulübün de -Sivas ve Eskişehir gibi-  Avrupa ve Türkiye liglerindeki geleceklerini ciddi şekilde etkileyecek gibi görülüyor.

Şu an yerel mahkemenin henüz bir kararı yok. Eğer ilerki günlerde karar verilirse, netice itibariyle küme düşürülme ihtimali de söz konusu olabilir.

Bir dönem spordan sorumlu devlet bakanlığı yapan Mehmet Ali Şahin’in kanunun kabulü sonrası Mecliste yaptığı açıklamayı hatırlıyorum . Konuşmasında yeni kanuna dikkat çeken Sayın Şahin “ Benim dönemimde de bu tür duyumlar alıyorduk ama kanunda bağlayıcı bir madde olmadığı için herhangi bir çalışma yapamıyorduk” demişti.

Kamuoyunda artık “Adalet” duygusunun ortaya konması gerektiği beklentisi var.

Neticeleri ne olursa olsun yeni kanunla birlikte bu ve benzer olayların önüne geçileceğine, yakın gelecekte daha adil, daha temiz, sporun gerçek ruhuna uygun organizasyonlarla Türk futbolunda  yeni bir sayfa açılacağına inanıyoruz.

Ben de  bir Fenerbahçeliyim ama, Hak'ın hatırı da  âlidir. Yani yapılması doğru olan şey, her şeyden daha öndedir...

 

ulvi_sevecen@hotmail.com

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum