Her Türk Sivil Doğar!

Militarist bir toplum yaratma ideali ne bu ülkenin nede bir başka ülkenin insanına özgürlük anlamında bir getiri sağlar. Aksine her türlü sosyo-politik sorunların asker mantığıyla çözüme kavuşabileceği inancı her bireyin kafasında yer eder/etmektedir. Ülkemizde demokrasi kültürünün tam anlamıyla yerleşememesinin bir nedeni de bu tip militarist zihniyetlerin daha birey doğmadan kendisine biçilen rolle yakından bir ilgisi bulunmaktadır. Doğup ta yaşamını sürdürüyor olanların da dönem dönem darbe sürecinden geçirilerek sivilleşmelerine(özgür yurttaş) engel olunmuştur. Bu anlamda “her Türk asker doğar” sloganının öyle göğsümüzü gere gere söylenecek bir yanı yoktur. Yaşamı boyunca kendisini asker gibi hisseden, yaşanan toplumsal kırılmalarda asker gibi tavır koyan ve tüm sosyolojik meselelere bu mantıkla yaklaşan bir bireyin demokrasi kültürünü özümseyememiş olmasını yadırgamamak gerekir.”Ordu-millet” algılamasının bireye, eğitimin militarizasyonu sürecinde özellikle Milli Güvenlik dersleri vasıtasıyla verildiği ülkemizde tüm yurttaşların asker gibi konumlandırılmalarına sebebiyet vermektedir.

Asker olarak doğan(sivil değil) bir vatandaşın demokrasi, özgürlük ve insan hakları bağlamında ne ürettiğine bakmak lazım, gerçekten farklılıklara en azından dünyanın farklı ülkelerinde kendisini asker gibi hissetmeyen, sivil olmayı içselleştirmiş bilim, sanat ve felsefede ilerlemeler kaydeden farklı insan tiplerine karşı içine düştüğü sosyo-psikolojik durum nedir? Eziklik midir? Yoksa içine düştüğü bardaktan çıkmaya çalışan bir karıncanın çaresizliğini mi yaşamaktadır. Bunu yaşadığımız her toplumsal olayda test edebiliyoruz.

Ülkemiz insanının, gençlerinin ve çocuklarının yeniden doğmalarına neden olacak ciddi ve anlamlı, evrensel ahlak, hukuk ve insan hakları kriterlerini dikkate alarak sivilleşmelerine yönelik yeni ve farklı söylemleri devreye sokmak zorundayız. Neden? Çünkü ülkemizin kalkınması, gelişmesi ve doğru istikamette ilerlemesi için bu gerekli… Ülke sevmek, vatanperver olmak o ülkede yaşayan bireylerin kendilerini asker gribi görmelerine endeksli bir şey değildir. Kendine güvenen, ülkesinde yaşayan kendi ırkından, renginden, mezhebinden ve inancından olmayanlarla önyargısız kurduğu sağlam ilişkilerin geliştirilmesine imkân sağlayan, bu anlamda ülkesinin bölünmesini karşı çıkan aksine birlik ve kardeşlik duygularını bilinçli bir şekilde yaşayan aklı başında bireylerin var olmasıyla mümkün olacaktır. Aklın başta olması için öncelikle onu sivilleştirmek gerekecektir. Sivilleşmeyen, özgürleşmeyen bir akıl, yaşamı boyunca şartlanmış, inanlığını gerçekleştirememiş, ezik, sürekli korku ve endişe içinde olacağından ne kendisine nede ülkesine bir katkı sunacaktır.

Türk ordusunun ülke savunmasında gösterdiği, göstereceği tüm fedakârlıkları, ülkemiz adına takdirle karşılarız ancak ısrarla vurgulamaya çalıştığım nokta; bu ülkede yaşayan her ferdin kendisini asker gibi görmesini, yaşadığımız her toplumsal olayda tavrını bu minvalde vermesini, Türk olanın aynı zamanda asker de olduğu mantığını bu topraklarda yaşayan insanlarımız adına vahim buluyoruz. Özgür, eleştiren, düşünen, farklılıklara önyargısız bakan, demokrasiyi ve insan haklarını içselleştiren ülke sevmenin yolunun illaki savaşmaktan değil aynı zamanda bilimden, teknolojiden, birlik ve beraberlikten geçtiğinin de bilinmesi gerektiğini vurgulamak istedim. Bu yüzden her Türk sivil doğar/doğmalı diyorum…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.