Hızır Gibi Yetişmek

İnsan ne yaparsa kendine yapar. Görünüşte bir fakire yardım ederiz, gerçekte ise kendimiz ve neslimiz için “iyilik” namına önemli bir yatırım yaparız.

Sadece Allah’ın rızasını dileyerek attığımız her adım, samimi bir kalple bir hayvana verdiğimiz birkaç yudum su, bir öksüze uzattığımız şefkat elimiz, kazanç hanemize kaydedilmiş, paha biçilmez birer hazinedir.

Şanlıurfalı Ş. Müslüm uzun yıllar kapı pencere, dış cephe kaplama, çadır ve branda işleri yapmış.

Ş. Müslüm bir gün eline verilen ve araştırılması istenen ailenin gerçekten ihtiyaç sahibi olup olmadığını tespit etmek üzere mahallenin yolunu tutmuş.

Bulduğu adreste dört çocuğu ile sefil bir hayat süren Hıdır amcayı bulmuş.

Hıdır amca yıllarca yurt dışında çalışmış, üç evlilik yapmış. Hapishane ile tanışmış, feleğin çemberinden geçmiş yaşlı bir adammış.

Hıdır amcanın dört çocuğu da son eşindenmiş. Karısı onu dört çocuğuyla bırakıp kaçmış, izini kaybettirmiş.

Yurtdışından dönünce bir süre Güneydoğu’da bir ilde yaşamış. Orada bir gün Hıdır amcaya, “Şanlıurfa’ya git, rahat edersin” demişler. O da atlamış gelmiş Şanlıurfa’ya.

Bir apartmanın bodrum katında, rutubetli, az ışıklı iptidai bir evde kirada oturuyormuş. Çok az bir kira ile oturduğu halde kirayı ödemekte zorlanıyormuş.

Ş. Müslüm Hıdır amca ve çocuklarının sosyal incelemesini yapıp Deniz Feneri Genel merkezine göndermiş.

Kısa süre sonra dernekten nakit, gıda ve giyim yardımları gelmiş Hıdır amcaya.

Hıdır amca ve çocukları Ş. Müslüm’ün özel takibi sayesinde uzun yıllar büyük sıkıntılar yaşamadan ömür sürmüşler.

Bu süre zarfında Hıdır amca Ş. Müslüm’ü zaman zaman dükkanında ziyaret ederek ihtiyaçlarını bildirmiş, o da mutlaka bir çözüm bulmuş her meseleye.

Ş. Müslüm’den aylar önce Hıdır amca ile ilgili dinlediğim bir hikayeyi Deniz Feneri’nin Gezici Giyim Mağazası açılışı vesilesiyle Şanlıurfa’ya gidişimde yeniden sordum.

Ş. Müslüm beyin gözleri doldu.

Gözyaşları içinde şunları anlattı…

“Hıdır amca çok çile çekmiş, yokluk ve yoksulluktan beli bükülmüş, feleğin çemberinden geçmiş bir insandı Hıdır amca. Az ve öz konuşurdu. Herkese derdini anlatamazdı.

Hıdır amca ve ben iyi anlaşırdık. Aramızda özel bir iletişim dili oluşturmuştuk. Beni en iyi onun anladığını düşünürdüm. Onu da en iyi ben anlıyordum.

En sıkıntılı zamanlarında gelirdi, dertleşirdik. Bir ihtiyacı varsa karşılamaya çalışırdım. Arkadaşlarımın, eşimin, dostumun ve tabii ki Deniz Feneri’nin de desteğiyle ona daha uygun şartlarda oturabileceği bir ev yapmıştık.

İşlerimin çok yoğun olduğu, bir borcumu ödemek için çırpındığım bir günde Hıdır amcayı yine karşımda buldum. Bütün çırpınmalarıma rağmen borcumu ödeyecek parayı bulamamış, çaresizlik içinde kıvranıyordum.

Hıdır amcayı karşımda görünce içimden, “Bu kadar sıkıntılı bir zamanda yine bir işi vardır haledilmesi gereken” diye geçirdim. Sonra da, “Battı balık yan gider. Nasıl olsa kimseden destek alamadım, borcumu ödeyemiyorum. Bari Hıdır amca için bir şeyler yapayım” dedim kendi kendime.

“Buyur Hıdır amca hoş geldin!” dedim.

“Hoş bulduk. Senden bir ricam var” dedi.

Sonra da Sosyal Güvenlik kuruluşuna kadar kendisiyle gitmemi teklif etti. Onun yurtdışından emekli maaşı bağlanması için takip ettiği işleri vardı.

Kalktım, birlikte gittik.

Yurtdışından adına para gelmiş. İşlemlerin yapılması için yardımcı oldum.

Parayı çektik, dışarı çıktık. Paranın tamamını bana verdi. “Sende kalsın” dedi.

“Bu parayı faizsiz bir bankaya yatırsanız iyi olur. Gidip adınıza bir hesap açtıralım” dedim. “Tamam” dedi.

Faizsiz bir bankaya gidip hesap açtırdık.

Amcanın parasının 20 TL’lik küsuratı vardı. Hesaba sadece onu yatıracağını söyledi. Hesaba yatırdığımız miktarın dışındaki para tam da benim acil ihtiyacım olan para kadardı. Hesabına sadece 20 TL’yi yatırıp çıktık.

Cebimdeki ağırlıktan kurtulmak istiyordum. Parayı vermek istedim.

Gözlerimin içine bakarak, “O paraya senin ihtiyacın var. Sen işlerini hallet!” dedi ve yürüyüp gitti.

Ben arkasında şaşkınlıktan küçük dilimi yutacak bir halde kala kaldım…

Hıdır amca “Hızır gibi yetişmiş”, beni “yılan ağzından kurbağa alır gibi” kurtarmıştı.

Aradan aylar geçti. Çok daraldığım bir gün tekrar geldi ve beni bir kez daha yurtdışından gelen birikmiş emekli maaşı ile sıkıntıdan kurtardı…”

Bunları anlatırken Ş. Müslüm’ün gözleri dolu dolu idi.

“Size verdiği parayı sonra nasıl ödediniz, hesabına mı yatırdınız?” diye sordum.

“Hesabına yatırmamı istemedi. İhtiyacı oldukça geldi, azar azar kullandı o parayı.”

Hıdır amca Hakk’ın rahmetine kavuşmuş.

Geride bıraktığı çocuklardan bazılarının tahsil hayatı devam ediyormuş.

Ş. Müslüm amcalarının onlara kol kanat germesi de.

Son söz;

”Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu düşmanına teslim etmez. Kim kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun ihtiyacını giderir. Kim bir müslümanı sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim bir müslümanın kusurunu örterse Allah da kıyamet günü onun bir kusurunu örter.”… (Buhari, Mezalim,3; Müslim, Birr,58)

 

gumuslale@gmail.com 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum