Gülsen NURDOĞAN

Gülsen NURDOĞAN

İBRET-ZERAFET DENKLEMİ

Yeryüzünü  ibret nazarıyla seyretmek..

 

''Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde aklı selim sahipleri için gerçekten açık ibretler vardır. Al-i İmran 190.''

 

Kitabın muhatabına öğütlediği sözlerden (ayetlerden ) biri. Yerin ve göklerin sahibi, evrenin, kainatın bedii yaratıcısı Allah'ü Teala yaratıp yeryüzüne yaydığı kullarına hayat reçetesini göndermiş. (burda güzel yaşayıp, ebedii hayatta da azaba uğramaması için) Kitab-ı Kerim'i bu gözle okumak  lazım.

 

İbret  göreceli bir kavramdır. Kişi kaabiliyeti nisbetinde ibret alır. Bunda ahlaki olgunluğun, genel kültür ve tefekkürün  önemli bir yeri vardır.

 

Twitter ve facebook gibi sosyal paylaşım siteleri de ibret vesikalarıyla dolu. Bu medyada, yüzlerce insanın fikirlerini, düşüncelerini aynı anda seyretme imkanınız var. Olaylar yazılı ve görsel olarak anında ekranlara geliyor ve anında yüzlerce kişinin  olaylar hakkında yorumlarıyla başbaşa kalıyorsunuz.

 

Son günlerdeki Gezi Parkı olaylarında da sosyal medyada oldukça kabarık bir döküman oluştu. Eylemlerde açılan pankartları okurken kiminde tebessüm ediyor, kiminde de okuduğunuz cümlelerden utanç duyuyorsunuz. Fakat hepsi size Yaratıcı'nın esmasını hatırlatıyor. Hayatın zıtlıklarını görsel bir şov şeklinde izliyorsunuz. Böyle olunca da ibret almamak mümkün değil.

 

Müslümanlar yeryüzünün halifesi, yöneticisidir. İyiliği yeryüzünde hakim kılmak vazifesi, kötülükten yüz çevirttirmek vazifesidir. Ona bu vazifeyi Allah'ü Teala Hazretleri yüklemiştir. Rahmetli hocam, müslümanın asıl mesleği Allah'ın dinini yaymaktır; doktor olabilirsiniz, öğretmen olabilirsiniz, ev hanımı olabilirsiniz fakat birinci mesleğiniz Allah'ın dinini öğretmektir, derdi. Tabi müslüman dini öncelikle kendisi için öğrenir. Yani günaha düşmeyeyim, Allah'a asi olmayayım, Rabbimin hoşnut olacağı işler yapayım diye önce kendisi için öğrenir. Fakat tebliğ görevini  en iyi şekilde yapmak da vazifesidir.

 

Bu gözle çevremizi incelersek ibret almış da oluruz.

 

 Üzerinde durmak istediğim konu, hakaret ve küfür.. Ve onun karşıtı olan saygı edep ve zerafet... Özellikle siyasetçilerin  fotoshop şeklinde kişilik ve karakterleriyle alay edilmesinden bir insan olarak inciniyorum. Bu, fikirlerini tasvip etmediğim biri dahi olsa. Kim olursa olsun fotoğraflarla onu komik duruma düşürmek (fotoshop) İslam ahlakıyla bağdaşmaz.

Allah'ın en güzel surette yarattığı insana ne kadar kusurlu olursa olsun böyle hakaret edilmez. Siyasi düşüncelerimiz, hak ve adalet anlayışımız böyle olmamalı.

 

Hümeze suresinde bir diğer insanla  kaş, göz işaretleriyle alay edilmesi yasaklanmıştır ve böyle yapanların cehenneme atılacağı belirtilmiştir. Kim olursa olsun, fikrini, dünya görüşünü, hiç beğenmediğim birine gayrimüslim bir insana bile bu şekilde hakaret edilmesini asla hoş görmüyorum. Böyle yapanları kınıyorum, ayıplıyorum.

 

Çok kıymetli değerli  şahsiyetlere  fotoshoplarla hakarete  nasıl gönlümüz razı değilse, fikirlerini, dünya görüşünü, hatta dini inancını tasvip etmediğimiz kişilere dahi bu şekilde muameleye gönlümüz razı değil.

 

Bizim peygamberimiz saygıdan ötürü kimsenin yüzüne dahi vurmamıştır. Anne babalara çocuklarını terbiye konusunda dahi onların yüzlerine vurmamayı, çok gerekirse kaba etlerine vurmayı tavsiye etmiştir. Kimin gönlünde nasıl cevherler gizlidir bilinmez. Beğenmediğimiz bir insan gün gelir hatalarından dönüp, iyi bir insan olabilir.

 

Sevgili Peygamberimiz sallallahü aleyhi vesellemin hayatını incelediğimizde onun ince nezaketine hayran oluruz.   En edepsiz insanların çirkin küfürlerine hedef olmuş fakat onlar için hayır duadan kaçınmamıştır.

 

Bütün bunları mütalaa ettiğimde tasavvuf veya bir başka deyimle tarikat eğitimlerinin ne kadar edebe yönelik olduğunu bir kez daha açık seçik idrak etmiş oluyorum. İslamın en güzel yaşanışının tasavvufta olduğunu görüyorum.

 

Bunca okuduğum kitaplarda, başta Kur'an-i Kerim ve Hz. Muhammed aleyhisselamın hayatı ve sözlerinde, hep edep ve saygıyı gördüm. Kur'an-i Kerim'i okurken Allah'u Tealanın insanoğluna hitabında öyle büyük bir saygı görüyorum ki. Kainatın ve herşeyin yaratıcısı Allah'ü Teala yoktan var ettiği, isterse bir anda yokedeceği ve aslında hiç muhtaç olmadığı o aciz kulu insana derin bir saygı gösteriyor. O saygı karşısında bir insan olarak kendimden utanıyorum..

 

Nerde yeryüzünün sahibinin, yarattığı insana edep, saygı ve zerafeti. Nerde insanın Halık'ının, yaratması olan hemcinsi insana davranış ahlakı.

 

 Bu hakikati söz ile en güzel şekilde ifade etmiş mütefekkir şair-yazarlardan İbrahim Tenekeci'nin sözlerini beğenirim. Saygı, edep ve zerafeti söze dökmüş değerli bir insanımız.

 

''Allah'ım bana kaldırımların kalbinden tak, yürüyüp gitsinler üzerimden sesim çıkmasın.''

 

''Özlediğim ve heves ettiğim dünya ile içinde bulunduğum dünya arasında, kabul etmek gerekir ki dünya kadar fark var.''

 

''Anlatıyorum hiç konuşmadan... Buğdayın içini dökmesi gibi...''

 

Cahit Zarifoğlu da soyadı gibi zarif bir insanmış,

 

Bir incelik gösterin incinmesin yüreğim, demiş... Ve biz de

 

Bir incelik gösterelim  incinmesin yürekler...

 

 

 

 


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum