Hakkı ERÇETİN

Hakkı ERÇETİN

İkram ve Edep

Hikaye odur ki; eski zamanda bir şehirde yaşayan zengin ve cömert bir zat varmış. Bu zatın yakınında ikamet eden bir de fakir komşusu varmış. Zengin ve cömert kişi bu fakir komşusu ile hasbihal etmeyi sever ve her ziyaretinde onu kırmadan ikram ve ihsanda bulunurmuş. Fakir olan zat ta bu zengin ve cömert komşusunun bu alicenaplığından pek memnun olarak onu sıkça ziyaret edermiş.

Bir gün fakir olan zat zengin komşusunun ziyaretine gelir. Otururlar ve sohbet etmeye başlarlar. Keyifli bir sohbetin sonunda zengin olan şahıs ikram olarak elinin altında birkaç elmadan başka bir şey olmadığını görür. Ancak komşusunun kadirşinas biri olduğunu ve hiçbir ikramda bulunmasa bile ona gönül koymayacağını bilir. Uzanır sepetten bir elma alır ve fakir komşusuna verir. Fakir komşusu öyle bir iştahla elmayı yemeye başlar ki, zengin olanın da canı çeker. Bunun üzerine;

-    Komşum o kadar iştahla yiyorsun ki benim dahi canım çekti. Elmandan bir parça bana da verir misin?

diye sorar. Fakir komşusu da "tabii ki" diyerek elmayı ona uzatır. Zengin şahıs elmayı ısırmasıyla tükürmesi bir olur. Çünkü elma ham ve acıdır. Hemen fakir komşusuna dönerek;

-   Ey benim güzel komşum! Elmanın ham ve acı olduğunu niçin söylemez de öyle iştahla yersin. Ben de senin haline bakıp elmanın çok lezzetli olduğu düşüncesine kapıldım.

Fakir komşu karşılık verir;

-   Ey benim zengin, cömert ve bir o kadar da iyi kalpli komşum! Bunca zamandır ikram ettiğin şeylerin bir kusuru olmamışken bir kere bir kusur çıkınca nasıl sana yüz ekşitip şikayet edeyim. Böyle bir şeyi yapmaktan Allah'a sığınırım.

Zengin bu alicenaplıktan pek memnun olur ve komşusuna ihsan ve ikramda bulunup gönderir.

Evet ikram ve ihsan etmek çok güzel şeyler. Ancak edep te başka bir güzel. Öyle değil mi?

Bu konudan söz açmışken bir anekdotu aktarmadan geçemeyeceğim. Yanlış hatırlamıyorsam Alev Alatlı ablamızın romanlarının birinde geçiyordu.

Batı bölgesi şehirlerinin birinde doğup büyümüş ve ona göre yetişmiş bir subay güneydoğu bölgesinde görev yapmaktadır. Bir gün özel bir timle kırsalda bir göreve gitmesi icap eder. Kendisinden daha üst rütbede olan diğer bir subay ona;

-   Sizin çıkacağınız görev kısa sürede bitecek gibi görünmüyor. Bu nedenle kırsalda kalmak zorundasınız. Ancak o bölgede benim tanıdığım ve dostum olan bir aşiret reisi var. Kalmak zorunda olursanız ona gidin ve benim selamımı söyleyin. Size her türlü yardım ve kolaylığı sağlayacaktır.

der. Göreve çıkan subay bu bilgiyi not alır ve yola çıkarlar. Üstlendikleri görev hakikaten zordur ve tahmin edildiği gibi süresi uzar. Bunun üzerine tim komutanı olan subay aldığı not gereği mezkur aşiret reisini bulur ve komutanının selamını söyler. Aşiret reisi grubu çok iyi bir şekilde karşılar ve ağırlar. Hemen oğlaklar, kuzular kesilir, bulgurlar keşkekler kazanlara koyulur. Usülünce pişmiş pilavın üzerine servis edilen etlerle birlikte sofraya konurken en tepeye de bir tekeç tereyağı konur. Dumanın tüten tepsinin manzarası yeme de yanında yat derler hani o cinsten işte.

Ev sahipleri ve misafirler tepsinin etrafına sıralanır ve afiyetle yemeye koyulurlar. Ancak bizim şehirli tim komutanı biraz rahatsızdır ve dayanamaz;

-   Her şey güzelde niçin ortadaki tek kaptan yemek yiyoruz ki! Adam gibi herkese ayrı tabakta verseniz olmaz mıydı?

deyince Ağa bu densizliğe biraz bozulur ancak arada hatır olduğu ve de kalender birisi olduğu için bozuntuya vermez. Tim komutanına dönerek;

-    Kusura bakmayın komutanım. Bizim buralarda adet böyledir. İnsanlar hep beraber yemek yerler. Ancak bizde köpekler bir arada yemeyi beceremedikleri için onlara ayrı kaplarda yemek veririz!

diye mukabele eder. İyiki de mukabele eder. Taş ve her şey gediğine ve yerine oturmuştur.

Edep yahu! derler böylesine. Bu dünyada sadece bizim doğrularımız yoktur. Başka insanlar ve doğrular da vardır.

Dedik ya, ikram güzel ama edep bir başka güzel!

Allah hepimizi bolca ihsan ve ikramda bulunan ve aynı zamanda edep sahibi olanlardan eylesin.

 

 

 

hercetin39@gmail.com

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum