İktidar Şarabı Namı Diğer Bilo Sendromu

      Millet İttifakı önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimlerine “emanet bir başkanla” gitmek istiyor. Çünkü onlara göre şimdiki sistem çalışmıyor, çünkü bu sitem kötü ve ucube. Bu nedenle Türkiye’de  1950 den beri uygulanan( 27 Mayıs  1960, 12 Eylül 1980, 28 Şubat…gibi darbelere engel olamayan)  parlamenter sisteme geri dönülmeli.( Tersi olsa yani zayıflatılmış başkanlık sistemi olsa nasıl olur? )  

      Son yıllarda Türkiye,  gerek pandemi,  gerek ABD ve Avrupa ile çıkarlarımızın uyuşmaması ( Mavi Vatan, Suriye,  Libya,  PKK’ya kurdurulmak istenen kukla devlet…) üzerine ABD’nin gerek dolar silahı ile gerekse terör örgütleri eli ile Türkiye’yi dize getirmek istemesi hükümeti  zorladı, ekonomik dengeleri bozdu. Buna  mülteci akımını, terör belasını,   iktidarın  bazı yanlış iç ve dış uygulamalarını da ekleyince  milletin alım gücü düştü, işsizlik arttı, piyasa  pahalandı.

      Böyle bir ortamda yapılacak Başkanlık Seçiminde Muhalefet avantajlı görünüyor. Yalnız gerek Sayın Akşener, gerek Kılıçdaroğlu, ve gerekse diğer muhalefet liderleri  bu seçime giderken halka şöyle bir aday vaat ediyorlar: “Bizim seçeceğimiz başkan   Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme  geçmeyi kabul edecek, bu günkü Cumhurbaşkanın yetkilerini kullanmayacak….” Bu sözler bilhassa muhalif vatandaşların kulağına pek hoş geliyor, değil mi?    Mesela bu konuda CHP li Engin Özkoç şöyle diyor:  "İlk siyasi seçimde birincil görevimiz; bu sistemi değiştirecek mantıktaki bir siyasi lideri, hırsı olmayan, en kısa zamanda yetkilerinden vazgeçen, laik, demokratik, güçlendirilmiş parlamenter sisteme saygı duyan, herkesi kucaklayan bir kişinin seçilmesi…”  (Dünyada böyle bir siyasi figür var mı acaba ???)  https://www.habername.com/haber-chp-grup-baskanvekili-ozkoc-gundemi-degerlendirdi-5-151947.htm

MAHO İLE BİLO

      Böyle düşünen insanlar Banker Bilo filminin şu sahnesine bir baksınlar (https://www.youtube.com/watch?v=xV-gIbw8Dik)  Yıllarca Maho tarafından kandırılan Bilo,  şirketi ele geçirince yani iktidar olunca nasıl da değişiyor. Tabi hemen birçoğumuz ; “O bir film yahu. Gerçek hayatta böyle şeyler olmaz…” diyecektir. O zaman siyasi tarihimize bir göz atalım. Mesela Ecevit, Mesut Yılmaz, Bahçeli, Erbakan... Dahil birçok partinin/liderin , “dürüst, tarafsız, kanun adam, adil, hırstan arınmış …” diyerek seçtikleri Sayın A. Necdet Sezer ile Bülent Ecevit’in “ANAYASA KİTAPÇIĞINI FIRLATMA HADİSESİ” ni hatırlayalım: .  (https://www.youtube.com/watch?v=OaY1sUzQCso)  Bu hadiseden sonra Türkiye’nin ne hale geldiğini düşünelim!  Özal-Mesut Yılmaz, Demirel-Çiller, Erbakan- Numan Kurtulmuş… Kavgalarını anımsayalım. Bunları hatırlayınca  “ iktidar şarabından bir damla nüş edenin “ nasıl değiştiğini göreceksiniz.  Bu anormal bir durum da  değildir. Çünkü hepimiz insanız, hepimiz faniyiz,  hepimiz Âdemin (as) torunuyuz. Âdem ise topraktandır.

Sayın Kılıçdaroğlu Başkan Olsa…

      Faraza diyelim ki Millet İttifakı Sayın Kılıçdaroğlundan (veya bir başkasından)  şöyle bir söz aldıktan sonra onu başka seçti: “Tarafsız ve adil olacağım, Yetkilerimi kullanmayacağım ve bana verilen koltuğu en kısa sürede bırakıp Parlamenter sisteme geçeceğim…” Böyle bir şey gerçekçi geliyor mu size? l Bin kere hayır. Niçin? Çünkü TARİH VE TECRÜBE adlı iki acımasız hoca öyle demiyor. Ya ne diyor?  "Hatırlayın!" diyor,   Sayın Kılıçdaroğlu bir akşam Baykal istifa ettikten sonra onla görüşmüş ve görüşmeden sonra basın mensuplarına ;”ben aday olmayacağım ”demişti. Ertesi sabah ne oldu da sayın kılıçdaroğlu ;”ben adayım” dedi ve CHP başkanı oldu? Yine hatırlayın Sayın Kılıçdaroğlu “iki üç seçim kaybedersem liderliği bırakırım “ demişti. Dokuz seçim kaybetti, bıraktı mı? İBB seçimlerinden önce sayın lider; “Bir kişi bile işten çıkarılmayacak söz” demişti. Çıkarılmadı mı…? Tabi aynı çelişkileri diğer siyasi liderlerde de görürüz. Mesela Sayın Erdoğan,  yıllarca “halkın seçtiğine saygılıyız”  dedi.  İBB seçimlerinden sonra, “ meclis bizde”  diyerek büyük bir çelişki yaşamadı mı? Sayın Akşener partisinden az oy alıp istifa ettikten sonra geri gelmedi  mi? Sayın Gül,  “Adayımız sayın Abdullah Gül kardeşiniz “ deyip onu koltuğa oturtan Sayın Erdoğan ile şimdi  müthiş bir mücadele içinde değil mi? ( Bunlara, Davutoğlu’nu, Babacanı, Muharrem İnce’yi de ekleyin)

      Sonuç,  hiç kimse bu kadar yetkiye sahip bir koltuğa oturduktan sonra; “ben bunları kullanmıyorum. Ben hakkımı devrediyorum, Haydi başka siteme geçelim… “ demez. Bu sebeple Muhalefetteki vatandaşlarımız “Geçici, sakin, hırstan arınmış… Bir başkan”  vaadini iyi düşünmeliler. Bilo’yu hatırlamalılar.  

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum