İskenderpaşa'da Feyizli Bir Pazar Sabahı

 

İskenderpaşa'da Feyizli 

Bir Pazar Sabahı

Her Pazar sabahı rutin olarak arkadaşlarla sabah namazına Fatih İskenderpaşa Camii’ne gidiyoruz.

İskenderpaşa Camii’nin havası çok farklı.

Herkesin Görünmeyen Üniversite diye bildiği İskenderpaşa Camii yıllara rağmen hâlâ o tekke havasını muhafaza ediyor.

Ramazan’da teravih namazları hatimle kıldırılıyor, her sabah evrad-ı şerif okunuyor, hatmeler yapılıyor ve sohbetler devam ediyor.

Kimler yetişmedi ki bu tekkede?

Mehmed Zahid Efendi’den (Allah ondan razı olsun) sohbet dinlemiş, istifade etmiş nice mümtaz şahsiyet var.

Bu çerçevede, bürokrasiden, siyasi alandan ya da sivil hayattan pek çok isimden söz edilebilir. 

Merhum Prof. Dr. Mahmud Es’ad Coşan, Merhum Turgut Özal, Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Prof. Dr. Osman Nuri Çataklı, Ali Rıza Demircan, Merhum Celaleddin Ökten Hoca, Merhum Av. Yusuf Türel, Prof. Dr. Ersin Nazif Gürdoğan (Görünmeyen Üniversite isimli eserin yazarı)vs…

Bu isimlerin hepsi Türkiye’ye damgasını vurmuş kişiler.

İşte böyle bir tekkedede namaz kılmanın zevkini gelin siz anlayın.

Üç araba dolusu arkadaşlarla erkenden İskenderpaşa Camii’nde yerimizi aldık.

Derin huşu ile namazımızı eda ettikten sonra evrad-ı şerif okumaya başladık.

İnsana tarifi zor bir huzur veren o mübarek mekanda evrad-ı şerifi yorulmadan takip edebiliyorsunuz.

Biz evrad-ı şerifimizi okurken yaşlı amcalardan birisi namaz kılmaya başladı.

Yanımda bulanan dayım kulağıma “kerahat vakti namaz kılınıyor mu?” diye sordu. Ben de “20 – 30 dakika sonra kılınabiliyor” diye yuvarlak bir cevap verdim. (Aslında ben de merak etmiştim. Sonraki satırlarda bunun cevabını birileri verecek.)

Evrad-ı şerif okuma faslı bittikten sonra işrak namazları kılındı.

Bu arada her sabah okunan Kur’an-ı Kerim’in hatmi tamamlanmış ve cemaatin ileri gelenleri bizi sabah kahvaltısına davet ettiler.

İskenderpaşa Camii’nin eski halindeyken alt katta bir yemekhane vardı. Fakat yeni halinde orası kaldırılmış.

Arkadaşlarla "kahvaltı nerede yapılacak" diye konuşurken Osman Başpehlivan Amca bana dönerek “Osman Nuri Çataklı Ağabeyimizin apartmanın altında yapacağız. Necati Amcamızın da kaldığı apartman. Sen biliyorsun orayı arkadaşlarını oraya götür” dedi. Osman Amcamızı yıllardır tanırım. Tam bir hizmet adamıdır. Kendisini tanıdığım yıllardan bu yana onu hep güzel hizmetlerin içinde koşar halde görüyorum.

Böyle bir görevle karşı karşıya kalınca şaşırdım; “Çataklı Amcamızın evini ben nereden biliyorum?” diye düşündüm.

Arkadaşlara da "Ben bilmiyorum" dedim.

Fakat aslında biliyormuşum. Osman Amca da sanki keramet göstermiş de benim bildiğimi biliyormuş.

Eski adı Sarıgüzel Caddesi olan Mehmed Zahid Kotku Caddesi’nden giderken hatırladım ki, eski Kaymakamlığın arkasıydı.

Demek ki büyüklerimiz bizden daha iyi biliyorlar bazı şeyleri.

Gittiğimiz yer bir öğrenci evi.

Öğrenciler kendileri istemişler burada hatim sonrası kahvaltı yapılsın diye.

Mükellef bir kahvaltı sofrası vardı.

Hem bereketliydi hem de neşeliydi soframız.

Kahvaltı esnasında İskenderpaşa Dergâhının silsilesinden olan Abdülaziz Bekkine’nin (Allah ondan razı olsun) damadı olan Osman Nuri Çataklı Amcamız geldi.

Kendisi hem ilim erbabı, hem derviş, hem de adeta bir ayaklı kütüphane. Yakın tarihimiz konusunda önemli bir kaynak ve de tam bir hizmet adamı.

Böyle bir zat gelmişken onun tecrübelerinden faydalanmamak büyük kayıp olur düşüncesiyle, bize Rahmetli Abdülaziz Bekkine’den bahsetmesini istirham ettik.

Allah razı olsun bize doyurucu ve akılda kalıcı bilgiler verdi.

Ondan geniş kapsamlı, doyurucu ve feyizli bir sohbet dinledik.

Sohbette en şaştığım taraf ise Türk siyaset tarihine damgasını vuran Süleyman Demirel ile aynı sınıfta okumuş olmaları ve onu da kazanmak için çaba sarf etmesiydi. Ancak Süleyman Demirel'in tekkenin suyundan fazla içemediği, nasiplenememiş olduğu yürüyüşünden ve icratlarından belli.

Sohbet esnasında Osman Nuri Amcamız benim zihnimde olan soruya ben sormadan doğrudan cevap verdi.

Yukarıda bahsettiğim üzere kerahet vaktinin kaç dakika olduğunu izah ederken, bu sürenin 23 dakika olduğunu söyledi.

İskenderpaşa Camii ve benzer feyizli mekânların atmosferini teneffüs edenler işte böyledir.

O güzel mekânlardan geçen Allah dostlarının duaları bereketine olmalı, sormayı düşündüğünüz soruların cevapları sohbet içerisinde verilir.

O pazar sabahı sohbet öyle güzeldi ki vaktin nasıl geçtiğini anlayamadık.

Bir pazarım böylesine muhabbetle dolu dolu idi.

Herkese tavsiyem bir sabah gidin İskenderpaşa Camii’ne ve orada sabah namazı kılın. Ardından da evrad-ı şerif okuyun.

Bu tadı çok az yerde bulacaksınız.

Benden söylemesi!

Sonra bana hak vereceksiniz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
12 Yorum