Ne Yazık Ateştenim Diyene!!!

Bizleri insan olarak yaratan, yarattıkları içinde Müslüman kılan, Peygamberler içinde Hz Muhammed’e sav ümmet eden, yerlerin ve göklerin sahibi yüce Allah’a hamdolsun.

 

Allah bizi insan olarak yaratmasaydı bir itirazımız olabilir miydi? Elbette olamazdı. Çok şükür insan olarak yarattı. İnsanlar içinde milyonlarca isyan eden varken bizi kendini tanıyanlardan eyledi. Müminiz, Müslümanız elhamdülillah. Binlerce şükür…

 

Bir tek erkek ve kadından bizleri yarattı. Birbirimizi tanıyalım diye bizleri farklı kabilelere ve kavimlere ayırdı. Rengimiz, dilimiz, kavmimiz ve kabilemiz üstülük sebebimiz değildir. Siyahın beyaza, beyazın siyaha üstünlüğü yoktur. Bunları üstünlük sebebi görmek Sevgili Peygamberimiz sav tarafından zemmedildi ve ayaklar altına alındı. Rabbimizin emrini ise mealen birlikte okuyalım:

 

Ey insanlar! Şüphesiz biz, sizi bir erkekle bir kadından yarattık (ırkınız ve şahsınızla övünmeniz için değil; sırf iyilik uğrunda) tanışasınız (yarışıp ve yardımlaşasınız) diye sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Hiç şüphesiz ki sizin Allah yanında en şerefliniz, en takvâlınız (Allah’ın emirlerine en uygun yaşayanınız ve günahlardan sakınanınız)dır. Şüphesiz, Allah hakkıyla bilendir, (her şeyden) haberi olandır.[1]

 

Gerçekten günümüzde durum böyle mi? Üstünlüğü takvada mı arıyoruz yoksa başka şeylerde mi?

 

Mezhebimiz, cemaatimiz, tarikatımız, partimiz, kavmimiz, dilimiz, rengimiz, üstadımız, hocamız maalesef üstünlük sebebi olarak görülüyor. Söyler misiniz bana Allah cc bunların hangisiyle bizi değerlendirecek? Bunlardan birine mensup olmamız cennete giriş sebebimiz olabilir mi? Olamazsa kim bunları körüklüyor ve üstünlük sebebi olarak ısıtıp ısıtıp gündeme taşıyor. Bunların gündeme taşınmasının kime faydası var? Biz bunlarla uğraşırken birileri bu arada neyin peşinde hiç düşündük mü?

 

Asırlarca bütün bu farklılıklarımızda birlikte yaşamanın tecrübesini ortaya koyan bizlere ne oldu ki bu gün paramparçayız. Aynı coğrafyada onlarca devletçik ile birilerinin ekmeğine yağ sürüyoruz. Gücümüz dağıldı. Etkisiz hale geldik. Bunun düşmanlarımızdan başka kime faydası oldu? Hala daha parçalanmanın ve ayrılığın peşinde sürünüyoruz. İşte Afganistan, Pakistan, Irak, Filistin, Sudan, Çeçenistan vd. Bizler aynı gayenin insanları değil miyiz? Aramıza nifak tohumu ekenler değil mi sırtımızda boza pişirenler? Ekmeğimizin kaymağını yiyenler. İmkânlarımızı sömürüp bizi kendilerine muhtaç bırakanlar. Öz değerlerimize bizi yabancı bırakanlar. Bizi bize düşman edenler…

 

Bizler ne zaman bu kış uykusundan uyanacağız? Kullanılmaktan kendimizi kurtarıp, insanlığın hizmetindeki asil görevimizin başına geçeceğiz.

 

Allah cc bize Müslümanlar ismini koymuş. Başüstüne ya Rabbi. Senin isimlendirmene razıyız. Başka isme ihtiyacımız yok. Sen ne güzel isimlendirmişsin bizleri…

 

(İnsanları ibadet ve itaat için) Allah’a çağıran, sâlih (sevaplı) ‘iş ve hareket’ yapan ve “şüphesiz ben müslümanlardanım” diyen kimseden daha güzel sözlü (olan) kimdir?[2] Bu ayet-i kerimeye Feyizli Hoca şöyle bir açıklama getirmiş:

 

“İslâm’ın kendisine izzet ve şeref verdiği kimsenin “ben müslümanım” demesi kâfîdir. Çünkü İslâm, Allah’ın eksiksiz olarak gönderdiği dînin/sistemin adı, müslüman da ona teslim olan ve onunla şereflenenlerin adıdır. Demek oluyor ki müslümanı tanıtan en güzel ve en önce söylenecek söz Kur'an'a göre "ben müslümanım" demektir. Önüne getirilen başka bir isimle isimlenmeye asla gerek yoktur.”[3]

 

Ve Allah cc bizi kardeş kılmış. İşittik ve itaat ettik ya Rabbi. Buyurun birlikte okuyalım:

 

Mü’minler ancak kardeştirler. O halde kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’ın emirlerine uygun yaşayın ki, rahmete nâil olasınız.[4] Şu izaha ne dersiniz:

 

“Mü’minler birbirinin derdine ortak olarak, kötülük yapmalarına ve batıla meyletmelerine engel olarak, hayırda yardımlaşarak, selamlaşarak, ziyaretleşerek, hediyeleşerek, birbirini koruyarak, Allah yolunda yürüyerek, İslâm düşmanlarına karşı birlik olarak kardeştirler. Aralarındaki üstünlük ancak takvâ ile, Allah’ın emirlerine uygun yaşamakladır. Bunun dışında kan bağları ve beşerî tedbir ve usullerin, hiçbiri, dînin getirdiği bu kardeşliği tesis edemez. Bundan dolayı şirkten kaçınmış olan mü’minler, İslâm’ın amelle ilgili şartlarını tam yerine getiremeseler bile Kur’an’ın ifadesi gereği iman yönünden kardeş olduklarını bilmeli ve kelime-i tevhid dâvâsında birleşmelidirler.”[5]

 

Rabbimizin bu isimlendirmelerine, taksimine ve emrine razı olmayarak ilk ayrılık ve üstünlük fikrini ortaya koyan, kendini yaratılışı itibariyle üstün görerek ve “Ben ateşten yaratıldım”diyerek Rabbine baş kaldıran şeytan olmuştur. Ve bu sebepten huzurdan kovulmuştur. Kıyamete kadar lanetlenecek olan, kovulmuş şeytana benzemekten Allah’a sığınırız.

 

Ne yazık ateştenim diyene…

 

ahmet.hace@gmail.com



[1] Hucurat Surei, 13

[2] Fussilet Suresi,33

[3] Feyz’ül Furkan Kur’an-ı Kerim ve Açıklamalı Meali

[4] Hucurat Suresi,10

[5] Feyz’ül Furkan Kur’an-ı Kerim ve Açıklamalı Meali

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum