Adnan Zeki BIYIK

Adnan Zeki BIYIK

Nerede O Eskimez Ramazanlar 

Evet o belli bir kuşağın ağzından hiç düşürmediği “Nerede o eski Ramazanlar” sorusu…Bence haklılar ben de o tatlı mı tatlı enfes mi enfes o Ramazanlara eriştim…Hep özlemle anıyor o hatıraları tahayyül ederek mutlu oluyordum. Pandemi öncesi Ramazanlar, çocukluğumuzdaki Ramazanların yanından bile geçemez. 

Pandemideki Ramazanların durumunu varın siz hesaplayın. Tabii ki burada bozulan, deforme olan, ya da fesada uğrayan mübarek ay değil bizleriz maalesef. (İnsanların bozulması ile ilgili yazı başka bir makalenin ya da köşe yazısının konusu) 

Neyse lafı uzatmayım bizim özlemlediğimiz Ramazanlardan daha anlamlısına ecdadın idrak ettiği Ramazanlara bir bakalım; 

Efendim duydunuz mu bilmem eskiden Ramazan girerken devrin hükümdarının emriyle Ramazan Tembihnameleri diye bir talimat ilan edilirdi. Peki ne demekti ve içeriğinde neler vardı; 

-Yemekler ölçülü yapılsun, israf edilmesün 

-Kılık kıyafete dikkat gösterüle. 

-Cehri olarak (açıktan) oruç yenilmesün 

-Sahur, Müslüman olmayan ahalinin istirahat ettiği saatlere denk geldiği içün onların meskûn olduğu yerlerde ve köylerinde Ramazan davulu  çalınmasun 

-Yüce dinimize bağlılıkta azami riayet edilsün. 

-Devlet memurların çalışma saatleri namaz vakitlerine ve iftara göre tanzim edilsün. 

------------ 

Osmanlı Toplumunda Ramazanla ilgili olarak, cerre çıkmak, diş kirası, zimem defterleri, arife çiçekleri, Ramazaniye, huzur dersleri, pişi ikramları, temcid gibi bir takım gelenekler vardı. Konu çok geniş ama buraya sığmaz onun için bunlardan birkaç satırla da olsa bahsedelim. 

Diş Kirası: Ecdadın çok incelikli bir âdeti idi bu. İftar saatinde evlerin, konakların kapıları açılır evine yetişmek için koşturanları veya herhangi bir insanı “Efendim soframızda bir iftar birlikte yapmayı bize lutfeder misiniz?” Diye insanlara iftar verilirdi. Yemekten sonra da misafire evimize bereket ihsan ettiniz, yemeklerimizle dişlerinizi eskittiniz lütfen şu hediyemizi kabul buyurun diye bir hediye takdim edilirdi. Bu hediyeye diş kirası adı verilirdi. 

Cerre çıkmak: Osmanlı’da medreselerde eğitim gören öğrencilere 3 aylar dediğimiz Recep ayı ile birlikte eğitime ara verirler. Ramazan da dahil olmak üzere bu yetişmiş mollalar Anadolu’ya halkı eğitmek ve irşat etmek üzere giderlerdi. Halk da bu öğrencilerin fedâkârane yaptıkları hizmete mukabil gönül hediyeleri takdim ederlerdi, bu hediyelre Cer adı verilirdi. 

Zimem Defterleri: Durumları iyi olan aileler malî durumu iyi olmayan tanımadığı insanların bakkal borçlarının yazıldığı defteri bakkaldan ister filanca kişinin borcu neyse ben ödüyorum der “Allah kabul etsin” diye mukabelede bulunulurdu. Borcu ödeyen borçluyu tanımadığı gibi borçlu da borcu ödeyeni bilmezdi. Aziz Peygamberimiz’den öğrendiğimiz veçhile sadakanın makbul olanı da bu idi. 

Narh Defteri: Mübarek ayda açlıklar olmasın herkes kolayca karnını doyursun için ekmek başta olmak üzere aslî ihtiyaçların fiyatları da idare tarafından sabitleniyordu, bu sabit fiyatların yazıldığı belgelere narh defteri denirdi. 

Huzur Dersleri: Ramazan’da padişahın huzurunda yapılan derslerdir. Devrin uleması müderrislerin refakatinden Kuran okunur

 ayetlerin tefsiri yapılırdı. Manevi hazzı çok yüksek derslerdi. Ramazanın ilk günü başlar yedinci günün hitamıyla biterdi. 

Ramazaniye: Dönemim şuarasının (şairlerinin) Ramazan Ayında başta hükümdar olmak üzere devlet büyükleri için kaleme aldıkları kasidelerdir. Enderunlu Fâzıl ve Sâbit’in Ramazaniyeleri meşhurdur. 

Temcid: Ramazan aylarında sahur vakti minarelerden Allah’ı ululamak, tazim etmek üzere okunan niyaz ilahisidir. Recep ayında başlar. Ramazanla devam ederdi 

Pişi Dağıtımı: Yardımlaşmanın, ikramların zirve yaptığı mübarek Ramazan ayında herkesin çok sevdiği pişiler maharetli hanımlar

 tarafından yapılıp davulcular başta olmak üzere esnafa, komşulara ikram edilirdi. 

Ramazan Manileri Genelde 7’li hece ölçüsüyle yazılıp söylenir. Ramazan davulcularının umumiyetle söylediği 

bu mâniler mesaj veren çok anlamlı öğüttü aynı zamanda; 

Denizden çek oltanı! 

Duvara as baltanı! 

Hoş geldi sefa geldi, 

On bir ayın sultanı 

 

Müminlere nimettir, 

İlk on günü, rahmettir, 

Bu ayda oruç tutmak, 

Büyük bir ganimettir 

  

Gece pilav pişirdim, 

Yedim, karnı şişirdim, 

Sıcak başıma vurdu, 

Dilim sürçtü, şaşırdım 

 

Gündüz yiyip içmemek, 

Sahurda pilav yemek, 

Ramazanda hoş olur, 

Gece mani söylemek. 

 

Ramazan sultan ayı, 

Almalıyız duayı! 

Hoca, akşama hazır, 

Rize’nin nefis çayı. 

 

 Netice-i kelâm değerli okurlarım ben nerede o eski Ramazanlar demeyeceğim, Nerede o eskimez ramazanlar diyeceğim… 

Allah’ın sevgisi üstünüzden eksik olmasın… 

 

ADNAN ZEKİ BIYIK 

Çorum Müftü Yardımcısı

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.