TASMALILAR

          Uzun yıllardır şüheda yurdu aziz vatanımız Türkiye başta olmak üzere İslam Toprakları emperyalist ve katil devletlerin kullandıkları birer maşa olan  terör örgütlerinin marifeti ile kara günler yaşamakta. Yakılan şehirler, yitirilen canlar, evini yurdunu terk etmek zorunda kalan nineler, dedeler, kadınlar, çocuklar… Afganistan, Irak, Libya,Yemen, Pakistan,  Suriye...

            Terör başta olmak üzere büyük küçük tüm hadiselere bizler (yani Mü’min olan insanlar) şöyle bakarız:.  Yeryüzünde meydana gelen her hadise, cihanda olan her vakıa, sonsuz âlemde olacak her iş ve oluş, en küçüğünden en büyüğüne kadar Allah’ın bilgisi dâhilindedir. O, (cc) izin vermezse bir sinek kanadını kıpırdatamaz, bir karınca bir adım atamaz; bir devlet, bir kral, bir sultan… Ne kadar güçlü, ne kadar büyük, ne kadar kudretli olursa olsun hiç kimseye zarar veremez. ( Hz. İbrahim’i (as) ateşin yakmayışını, Hz Musa’yı(ı as)suyun boğmayışını, Hz İsmail’i (as) bıçağın kesmeyişini, Ebabil kuşlarının koskoca bir orduyu yenmiş ekinlere benzetişini… Hatırlayalım.) Bizler; gerek fert olarak karşılaştığımız  sıkıntıların, gerekse milletçe, devletçe, başımıza açılan gailelerin; ya bazı hata ve günahlarımızın bir neticesi olduğuna, ya da Rabbimizin bu sıkıntılarla bizleri imtihan ettiğine inanırız. Yaratanımız, bizlere bu sıkıntılara karşı sabrettiğimiz ölçüde sonsuz hayatta mükâfatlar verecektir. Dünya yaratılalıdan beri Tüm peygamberler ve tüm ümmetler çeşitli sıkıntılarla imtihan edilmişlerdir, bundan sonrada ilahi kanun böyle devam edecektir. 

                                  Şu An Ülkemizde Yaşadıklarımıza Bakınca…


              Bu gün Türkiye’de yaşayan bizler de uzun yıllardır çeşitli sıkıntılarla imtihan edilmekteyiz. Bu sınavların en büyüğü de “terör” dediğimiz kanlı, acımasız, yıkıcı,kanlı imithandır.  Teröre karşı elbette devlet, elbette yöneticiler, elbette güvenlik güçleri değişik tedbirler aldılar almaya devam ediyorlar. Bu konuda herkes, makamı, gücü, sorumluğu derecesinde hem bu dünyada hem de öbür âlemde sorumludur. İktidar, muhalefet, basın ve kanaat önderleri ile hep birlikte bu belaya karşı birlikte mücadele etmediğimiz müddetçe başarı elde edemeyeceğimiz tecrübe ile sabittir.
                                       Terör Gruplarının Adını Anmamak

             Teröre karşı alınacak tedbirlerin biri de onların propagandalarını yapmamaktır. Maalesef bu konuda Türkiye’miz sınıfta kalmakta. Her menfur saldırıdan sonra tüm televizyonlar, bütün gazeteler onların adlarını defalarca söyleyerek lanetlemekte. Onlara kızan yöneticilerimiz, yöneticilerimize kızan muhalefetimiz, bu meşum,  örgütlerin adını tekrar ede ede adeta onların ekmeklerine yağ sürmekte. Bu kanlı örgütlerin üyeleri, örgütlerinin adlarının bu kadar tekrar edilmesinden, isimlerinin koskoca devletler, iri iri gazeteler, büyük büyük Tv ler tarafından muhatap alınıp tekrarlanmasından çok  mutlu oluyorlar.  
          Dikkat ettiyseniz yazının başından beri, ülkemiz üzerine adeta leş kargaları gibi üşüşen bu örgütlerden hiç birinin adını yazmadım, yazılmaması da lazım. Son aylarda cennet yurdu vatanımıza baykuş misali saldırıya geçen bu örgütlerin, katil, emperyalist, soykırımcı… Devletler tarafından aynı anda ve bir plan içinde desteklenip ülkemize saldırıldığı gerçeği ayan beyan ortada iken bu konudaki dikkatimizi daha fazla artırmalıyız.

           Meydana gelen her katliamdan sonra "bu alçaklığı X örgütü mü yaptı Y örgütümü yaptı" süalinin hiçbir önemi yoktur. ( Bu arada şehit cenazelerini,  cenaze törenlerindeki  acıklı manzaraları, uzun uzadıya televizyonlarda göstermek devlete, millete bir fayda sağlayor mu bunu ehli olanlara sorup ona göre hareket etmemiz gerek. Şahsen ben bu görüntülerin milletin moralini bozduğuna, kanlı katillerin motivasyonlarını ise  artırdığına inanıyorum. Şehit törenlerinin Tv lerde dakikalarca verilmesi zannederim örgüt mensuplarının yararına oluyor, bununda bilinesi lazım.)  Bu sebeplerden dolayı  benim Türk kamuoyuna, Türkiye’yi yönetenlere, iktidara, muhalefete, sağcıya, solcuya, laike, dindara, zengine, fakire, kadına, erkeğe… Hâsılı bu vatanı gerçekten seven, bu ülkeyi vazgeçilmez yurt kabul eden, kendini bu milletin bir parçası, bu devletin bir vatandaşı  gören, teröre diş bileyen, terörü lanetleyen, terörü insanlık suçu addeden herkese bir teklifim var: Bundan sonra hiçbir şekilde, her hal ve şart altında terör örgütlerinin adını söylemeyelim, yazmayalım. Ya ne yapmalım? "Hadiseyi, hadisenin faillerini, katliamların sorumlularını  kamuoyuna nasıl anlatalım?" diye sorulursa; şöyle anlatalım derim:  Bunların topuna birden "TASMALILAR" diyecelim.   İlla bunları birbirinden ayırmak istiyorsak,  “Tasmalı 1”” tasmalı 2” “ tasmalı 3 …” Diye yazıp haberleştirelim.  
              Tasmalılar!. Evet, terör örgütleri tasmalıdır. Çünkü: İradesi elinde olan, aklı ile hareket eden hiç kimse kendi ülkesine, kendi milletine ve en önemlisi kendi şahsına  bu dünyada ve sonsuz olan ahiret aleminde  zarar veremez. Bunlar tasmalı, çünkü hür iradeleri ile hareket etmiyorlar. Tasmalılar çünkü boyunlarında tasma taşıyorlar. Tasmalılar çünkü daraldılar mı sahiplerinin yanına koşuyorlar. Meşum vazifelerini yerine getirdikten sonra, (eğer sağ kalmışlarsa) sahiplerine, yani tasmalarını elinde tutan efendilerine koşuyorlar. Onların başlarını okşamasından büyük zevk alıyorlar. Bu sebeple bunların ortak adı “Tasmalıdır” Onlara bundan sonra “falan terör örgütü” “filan terör örgütü” demeyelim. “TASMALI 1” “TASMALI 2” “TASMALI 3…” Diyelim o kadar.  

Not: Fert olarak teröre ve belalara karşı şu tedbirleri almalıyız:

.      a- Bu ülkede yaşayan, ülke bütünlüğünden yana oolan teröre karşı duran herkese sevgi saygı duymalıyız.  

      b- Allah’ın yasaklarından (içki kumar israf zulüm faiz gıybet…) kaçınıp, emirlerine ( namaz, fakire fukaraya, mazluma yardım, zulme karşı durma, anneye babaya büyüklere saygı…) uymayı artırmalıyız.

     c- Irkçılığa, mezhepçiliğe ayrımcılığa karşı olmalıyız. 

      d- Asker askerliğini, hâkim hâkimliğini, tüccar tüccarlığını, öğretmen öğretmenliğini, evlat evlatlığını, ebeveyn atalığını hakkıyla yerine getirmeli.

       e- Kısaca İslam’ın o yüce itikadına tam inanıp, ibadetlerimizi hakkınca yerine getirip, ahlaki hamide ile donanmalıyız.  Gerisi Rabbimizin emrine kalmış bir iştir. Bu dünyada tam adalet, tam huzur, tam saadet, tam asayiş zaten mümkün değildir. Çünkü cennet bu dünyada değildir. 
 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.