Atila ALTUNTAŞ

Atila ALTUNTAŞ

Televizyonun Hayatımızdan Çaldıkları

Bütün örf ve adetlerimiz, değer yargılarımız yavaş, yavaş geleneksel saygınlığını kaybetmekte, onların yerini ise ahlaksızlık, gayrimeşru ilişkiler almaktadır.


Otuz- kırk yıl öncesi hayatımıza aniden giren televizyon, hayata bakışımızı, yaşam şeklimizi değiştirmiş, dostlukları, arkadaşlıkları ve aile ortamını geri plana iterek hayatımızın vazgeçilmezlerinden olmuştur. Dost sohbetlerinde, misafirlik oturumlarında sohbetin yerini televizyonlardaki eğlence, evlilik programları, yerli diziler, kadın programları almış sohbetlerin toplamı hal- hatır sormaktan öteye geçmemektedir. Hal böyle olunca gerek aile içindeki yaşantı, gerekse misafirlik sıradan hale gelmiş ve hak ettiği değerini yitirmiştir.


Özellikle sabah programları! Bazen erken kalkıp ilk önce Türk kanallarına şöyle bir göz gezdiriyorum da, Türkiye’de onlarca televizyon kanalı olmasına rağmen seviyesi, kültürü, hiçbir etiği olmayan medya maymunluğu, kısa yoldan şöhrete ulaşmak isteyen bir takım sözüm ona program sunucusu ve konuklar ahlak dışı edepsizlik adına ne varsa Türk Milletinin gözünün içine baka, baka kendilerini sergilemekten utanmıyorlar.

Daha sonra İsveç kanalarının sabah programlarına bakıyorum, sabah programlarını yapanlar genellikle bayanlar; kültür seviyeleri yüksek, 3, 4 dil bilen bu işin okulunu bitirmiş eğitimli insanlar. İşledikleri konular ise; Çocukların okulda ve evde beslenmeleri yeterlimi? Bizi ekonomik kriz nasıl etkiledi ve bu krizi nasıl atlatırız? Gibi onlarca hayata bire bir karşılığı olan pratik sorunları akademisyenleri ve uzman konukları davet edilerek masaya yatırıyorlar.

Mars’tan dünya’ya yaşamaya karar veren bir uzaylı gelse, Uzaylıya ‘’Gel uzaylı kardeşim al eline kumandayı, Türk kanallarındaki sabah programlarını izle’’ desek, ertesi gün de ‘’ al eline kumandayı şimdi de İsveç kanallarında ki sabah programlarını izle’’ desek, daha sonra da ‘Madem dünya’ya yaşamaya karar verdin bu iki ülke arasındaki fark nedir? Sen hangi ülkede yaşamak istersin?’’diye bir soru sorsak bize nasıl cevap verir?

Bize vereceği cevap büyük bir ihtimalle şöyle olur: ‘’Türkiye bütün sorunlarını çözmüş, yoksulluğun, işsizliğin kökünü kurutmuş, ekonomi rayında, ülke güllük- gülistanlık, insanlar refah içerisinde vur patlasın, çal oynasın’’havasında yaşıyorlar der.

İsveç için de:’’ İsveç hiçbir problemini çözememiş, yoksulluk ve işsizlik almış başını yürümüş, ekonomi kriz ülkeyi perişan etmiş, insanlar perişan, mutsuz, bu durumdan kurtulmak için çözüm arıyorlar’’ der ve yaşama tercihini Türkiye’den yana kullanır.

Türkiye’de bir takım insanlar bu programları ‘Avrupa, çağdaşlık ‘’ adına savunuyorlar ama! Avrupa bizim gibi ahlak dışı programlar yapıp halkına empoze ederek manevi değerleri ayaklar altına almıyor. Maalesef bizdeki bazı çıkar odakları başta para kazanmak, insanları gerçeklerden uzaklaştırarak içi boş şeylerle oyalamak ve medya patronlarının egolarını tatmin etmek için bazı ahlaksız formatları kültürümüze yansıtarak, gayri meşru ilişkileri meşrulaştırarak, milletimizi değerlerden yoksun, amacı, gayesi, hedefi olmayan kendi menfaatinden başka bir şey düşünmeyen bir halk yığını haline getirmeye çalışmaktadırlar.




Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum