Uğur İşini Biliyor..!

Uğur İşini Biliyor..!

Hakikaten bu Uğur’u ayakta alkışlamak lazım.

İşini o kadar çok iyi biliyor ki, izleyicilerine vereceği mesajı nasıl ve ne etkide vereceğini önceden ince hesaplarla yapıyor.

Öncelikle izleyicilerin yumuşak damarını buluyor ve oradan hemen zehri zerkediyor.

Çarşamba akşamki (31.Mart.2010) haber bülteninde öncelikle sözde Ermeni tasarısı ve İzmir’in Türkler tarafından yakılışıyla ilgili haberleri izleyicileri galeyana getirecek şekilde sundu, daha sonra da asıl niyetini ortaya çıkardı.

Uğur, ABD'nin HBO kanalındaki 'The Pacific' isimli dizide, Türklerin İzmir'i Yunanlılardan geri alırken yakıp yıktıkları ve binlerce Rum'u öldürdükleri iddiasını haber yaptı.

Bu haber öyle güzel işlenmişti ki ben bu konuda yürekten Uğur’u tebrik ediyorum.

Hatta Araştırmacı - Gazeteci Yaşar Aksoy’un da bilgilerini sunarak haberi mükemmel hale getirdi.

Söz konusu haberde Yaşar Aksoy, ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nde de kabul edilen son soykırım tasarısının içine gizlice İzmir yangını adı altında bir bölüm eklendiğini kaydetti.

Yazdıkları tarihlerin bilinçli olarak değiştirildiğini aktaran Aksoy, ilk olarak 1915–1919 yılları denilirken son tasarıda tarihin 1915-1923 olarak değiştirildiğini, bunun altında da başta kurtuluş mücadelesi olmak üzere bütün tarihi karalama kampanyasının yattığını ifade etti.

Ermeni soykırım iddiasının ABD'de kabul edilmesiyle birlikte bu konunun da özellikle gündeme getirildiğini vurgulayan Aksoy, "Sözde Ermeni soykırımını 1915 ile sınırlandırmayıp, tüm Türk Ulusal Kurtuluş Savaşını kapsayacak, dahası İzmir'in Türklerce yeniden ele geçirilişini kapsayacak, hatta İzmir yangınını da içine çekecek şekilde genişletmektedirler. Bunun anlamı, İzmir yangını, yeni bir sözde soykırım maddesi olarak uluslararası alana çıkartılmaya hazırlanmakta. 13 Eylül soykırımı şeklinde bir süredir dış dünyada ve Türkiye içinde bazı çevrelerin kalıcı bir şekilde belleklere yerleştirilmesi için azami gayret sarf ettikleri yeni bir sözde soykırım iddiası, böylece ünlü 1915 sözde soykırımı ile birleştirilmekte. Bu dizi de tamamen Ermenilerin planladığı bir çalışmanın ilk ürünüdür." diye konuştu.

Ben bu haberden dolayı Uğur Dündar’ı yürekten alkışlıyorum.

Ancak daha sonraki haberlerden dolayı da koca bir yuh çekiyorum.

İşlediği bir haberde Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’de kaçak olarak çalışan yüzbin Ermeni’yi Ermenistan’a göndermesini ajite ve masumane olarak verildi.

İstanbul Gedikpaşa’da 58 tane küçük çocuğun bir kilisenin bodrum katında eğitim görmesi ve barındırılmasını öyle bir işledi ki bizim Uğur, neredeyse Türkiye’deki tüm kaçak Ermeniler için milleti ağlatacaktı.

Bu haberi verirken de sık sık Başbakan Tayyip Erdoğan’ın yüzbin Ermeni ile ilgili VTR’sini sunması işin tuzu biberi oldu.

Be hey Uğur!

En başta şunu söyleyeyim;

Niye bu kadar hoşgörülüsün, Ermeni çocuklarının bir kilisenin bodrum katında eğitim görmesi ve barınması hususunda?

Eğer olay tam tersi olsaydı; Türkiye’deki çocukların bir camide eğitim görmesi ve barınmasını bu kadar hoş karşılayabilecek miydin?

Hemen “mürteci diye yaftalayacaktın di mi Uğurcuğum?

                Peki, bu kadar kaçak Ermeni ülkemizde çalışırken neden bu kadar acıyorsun, anlamadım Uğurcuğum.

                Ülkemizde o kadar işsiz, güçsüz varken niye bunlar benim memleketimde çalışıyorlar?

                Bunlar ne benim soydaşım, ne dindaşım, ne de T.C.’nin vatandaşı.

                Onlarlar hiçbir gönül bağımız da yok.

                Adı üstünde bunlar “kaçaklar”.

Niye olayı bu kadar masum ve ajite gösteriyorsun?

Bunlara bu kadar acırken Başbakan’a bu kadar yüklenmenin altında yatan sebepler ne?

Bir de Kemal Kılıçdaroğlu’nu arkana almışsın, sözde ıslak imzalı belgelerle yurtdışındaki Deniz Feneri e.V Derneği’ni el bombası gibi hükümet üzerinde kullanmaya çalışıyorsun.

Haber Deniz Feneri e.V. Derneği ilgili ama görüntülerinin büyük çoğunluğu Türkiye’deki Deniz Feneri Derneği’nden. Üstelik haberde Türkiye’deki Deniz Feneri Derneği’nin adı bile geçmiyor. Haberde adı geçmiyor ama görüntülerin tümünde Türkiye’deki dernek var. Yani çok usta bir bilinçaltına gönderme operasyonu. Biz Türkiye’deki Derneği kastetmedik, aleyhlerinde yayın yapmadık diyecek ama izleyiciye üniforması, binası ve araçlarının üzerlerindeki logosuyla Türkiye Deniz Feneri Derneği’nin görüntülerini vererek bilinçaltına yerleştirecek.

Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?

Burada ben Türkiye’deki Deniz Feneri Derneği’nin taassup bir savunucusu değilim. Ama şu da bir gerçek ki Türkiye Deniz Feneri Derneği hakkında açılmış bir dava, bir soruşturma bile yok.

Elazığ’daki depreme ilk koşanlardan biri de Deniz Feneri Derneği idi.

Şu an bu dernek üzerinden hükümete yüklenmeye çalışıyorlar.

Bu durum hem CHP için olsun hem de karşıt medya için olsun bulunmaz bir nimet.

İşte bunu en iyi şekilde kullanmaya çalışıyorlar fakat bir türlü Türkiye’deki Deniz Feneri Derneği’nden ne bir tutuklanan oldu ne de ceza alan.

Buna rağmen bizim Uğur birilerine yaranmak uğruna her zaman yaptığı işi yapıyor; çamur at izi kalsın.

Uğurcuğum bu böyle gitmez. Bir gün sana da vururlar tekmeyi.

Bu kuvvetler savaşı.

Bakmışsın seni de aradan çıkartırlar.

Hiç anlamazsın ne olduğunu.

En iyisi sen, sen ol; İlkeli ve dürüst ol.

Herkese ölçülü ve adaletli davran.

İşte böyle olursan sen tüm gönülleri fethedersin.

Doğru söylemiyor muyum Sayın Uğurcuğum?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
17 Yorum