Bilgin ERDOĞAN

Bilgin ERDOĞAN

Ukraynalı bir mahkum Suç ve Psikiyatri

Ukraynalı bir mahkum Suç ve Psikiyatri

 

Kriminoloji disiplinindeki en eski teoriye göre; “Kişinin suça olan arzusu cezaya olan korkusunu bastırırsa insan suç işler.” şeklindedir. Lakin modern kriminoloji insanın suç işleme sebebini sadece bu basit teoriyle açıklamayı yetersiz bulur.  Zira kişinin suç işlemesinin sosyolojik olduğu kadar psikiyatrik sebepleri de vardır.

 

İnsan psikiyatrisinin suçlu davranışa teşvik ettiği gerçeği bugün bizim için bilimsel bir gerçektir. Portekiz asıllı ABD’li nörolog Antonio Damasio, eşi Hana ile birlikte 2525 vaka üzerinde 25 yıl sürdürdüğü “hasarlı beyinler arşivi”ndeki araştırma sonucunda; “insan davranışını yönlendiren, ceza ve ödüllendirmeye tepki veren, ahlâk, acıma gibi duyguları komuta eden” on beyindeki merkezin, kaza veya herhangi bir nedenle zarar görmesi halinde, kişinin iyi yönünün bir kenara itilerek, saldırgan yönünün ön plana çıkmasına neden olduğunu ileri sürmüşlerdir. 

 

Kaliforniyalı nöropsikolog Adrien Raine ise, yaptığı benzer çalışmada, adam öldürme işlemiş faillerin beyinlerini incelemiş ve “faillerin hiçbirinde beynin bu bölgesi hasarlı olmamakla birlikte, beyin faaliyetlerinin normalin altında olduğu” sonucuna varmıştır. (bknz: Lesion Analysis in Neuropsychology, Antonio/Hana, Damasio)

 

Kendisine şizofreni- paranoya tanısı konan ve cinayet suçundan dolayı müebbet cezası bulunan Ukrayna asıllı bir mahkumla bugün yaptığım Antonio Damasio’nun yıllar evvel yaptığı araştırmayı teyit eder mahiyette. Çalıştığım ilk günden beri tanıdığım Ukrayna asıllı bu mahkum ile ilgili ilk kanaatim onun ne kadar uyumlu, ağır başlı ve efendi bir kişilik olduğu yönündeydi. Yaklaşık 12 sene içinde bu mahkum kadar güler yüzlü ve sevecen ikinci bir mahkum görmedim diyebilirim. Annesi ve erkek kardeşi ve Almanyada yaşayan tüm akrabaları Hristiyan oldukları halde Sovyet ordusunda yıllar evvel kaybettiği babası müslüman olduğu için İslamı kabul eden ve kırık bir İngilizce konuşan bu mahkumla bugün aramızda şöyle bir diyalog geçti. 

 

-              Selamun alekum nasılsın?

-              Ve aleyküm selam teşekkür ederim iyiyim sen nasılsın?

-              Hamdolsun. Kardeşlerimin iyi olduğu haberini duyunca daha iyi oluyorum.

-              Teşekkür ederim.

-              Seninle bu uzak memlekette ortak bir yanımız var. Komşuyuz. Nerden nereye?

-              Evet dünya küçük. Türkiye’ye hiç gitmedim. Görmek isterdim.

-              Belki görürsün bir gün. Ukraynaya gönderilme durumun vardı ne oldu?

-              Ben istemedim. Ablalarım Almanyada olduğu için hakime orası için müracaat ettim. Çünki Ukraynada savaş var. Zaten kimsem de yok orda.

-              2001 de yaşadıklarından pişmanmısın?

-              Elbette pişmanım. Ama biliyorsun ki ben ilaç almak için çok uğraş verdim. Ukraynadaki raporlarımı gösterdim. Burada ilaçlar pahalıydı.

-              Hastalığın tam olarak neydi?

-              Şizofren-paranoya tanısı var.Beynimin dört yerinden hasar almıştım.Birisi düşmekten mütevellit diğerleri dayak yemekten. İlaç almadığım zaman hem garip sesler duyuyorum hem de  çok gergin oluyorum.

-              Ne gibi sesler ?

-              Yaşlı bir adam benimle konuşuyor. Beni aşağılıyor. Okul okumadın, adam olmadın. Sen bir zavallısın diyor.

-              Asla öyle değilsin. Zira diploma ve dünyalık her bir şeyin kabir kapısına kadar değeri var. Ordan sonrası iman ve salih amel. Sen ise iyi bir müslümansın. Tövbekarsın. Ben buna şahidim.Sen benim sesime kulak ver.

-              İlaçlarımı alabilseydim şayet arkadaşımı öldürmezdim.

-              Niçin öldürdün?

-              Bizler açık arttırmayla araba alıp onu tamir edip satıyorduk. Kendisinden aldığım arabayı tamir etmesini istedim. Bana söz verdiği saatte gelmedi. Tekrar aradım başka bir gün için gelmesini istedim yine gelmedi. Biz Ruslarda verdiğin sözde duracaksın. Bunun üzerine kendisiyle kavga ettim. O bana ben ona yumruk attık ve o benim burnumu kırdı. Üç ay boyunca konuşmadık.

-              Sonra ne oldu peki?

-              Dedim ya ilaçları almayınca o adamın sesini duyuyorum. Beni aşağıyılayan o adam. Sonra gerginleştim. Silah almıştım zaten. Kuzeninin evine gittim. Elimdeki silahtaki tüm mermileri üzerinde boşalttım.

-              Bu çok acı bir olay.

-              Biliyorum lakin ben psikiyatrik bir hastayim. O durumlarda kendimi tanıyamıyorum.

-              O dönemlerde müslümanmıydın?

-              Sözde müslümandım. Lakin yaşantıma dair hiç bir şey yoktu. Sence Allah beni affeder mi? Yakın arkadaşımın canını aldım.

-              İşlediğin büyük bir günah. Lakin hem tövbekarsın hem de o dönemde ağır bir hastaydın. Rabbimden bol bol göz yaşıyla mağfiret dile. Bundan böyle insanların yaşamaları için kendini vakfet. İnşeAllah Rabbim rahmeti ve mağfireti sonsuz olandır.

-              Bana bir nasihatta bulunurmusun çünki nasihatların bana iyi geliyor.

-              Unutma ki hepimiz Allah’ın kuluyuz. Bu dünyada bir imtihandayız. Senin yaşadıkların senin benim yaşadıklarım benim bir başkasının yaşadıkları  bir başkasının imtihanı. Madem ki ahiret var öyleyse biz mü’minler için imtihan dahi anlamlı. Zira imanın olmasaydı bu yaşadığın hayat anlamsız bir karanlıktan ibaret olacaktı. Lakin sabır ve şükür ile hayatın artık anlamlı. Niçin yaşadığını biliyorsun. Nereye gideceğini ve ne yapman gerektiği. Bundan daha anlamlı ne olabilir?  

-              Haklısın. inşeAllah bana dua et. Bu hafta sonu annem ve erkek kardeşim gelecekler. Sen de ziyaretçi odasına gelirsen iyi olur.

-              Uğramaya çalışacağım. Daha evvel annenle ve erkek kardeşinle tanışmıştık. Seni çok sevdikleri gözlerinden belliydi. Buna çok şükretmelisin. Seni seven birileri var. Bu çok büyük bir ni’met.

-              Ne güzel bir perspektif. Aslında Allaha teşekkür edeceğimiz o kadar çok şey var ki.

-              Dua et ki annen ve kardeşin de müslüman olsunlar senin gibi.

-              Bende isterim ama onlar çok sağlam Hristiyanlar.

-              Kalpler Allah’ın elinde. Dua ve göz yaşı.

-              Onların müslüman olmasını o kadar isterim ki. Bana tahliye olmak mı yoksa onların müslüman olması mı diye sorsalar onların hidayetini tercih ederim. Oysa ki biliyorsun ki bu koca hapishanede tek Ukraynalı benim. Hatta başka Rus dahi yok.

-              Hakiki acı insanın Rabbine yabancılaşmasıdır. Oysa ki hapishane seni ne kadar güzelleştirmiş. Rabbim cümlemizin günahlarını affeylesin. (amin)

-              Amin. Selametle..

 

Bu tablo gösteriyor ki insanlar bazen ve hatta çoğu zaman psikiyatrik hasta oldukları için suç işlerler. Onların tedavilerine yönelik engeller yaşadığınız toplumda aranızdan korkunç canilerin ve katillerin çıkmasına sebebiyet verebilir. Bu mahkum psikiyatrik ilaçlarını aldığı zaman dünyanın en iyi insanı lakin ilaçlarını almadığı ve tedavi ihmal edildiği zaman kendisi dahi kendisini tanıyamıyor.Çok basit bir nedenle yakın arkadaşına elindeki silahın tüm mermilerini boşalatacak kadar cinnet geçirebiliyor. İnsanın kendisinin ve etrafının ruh sağlığını ciddiye alması gerekir. Aksi takdirde hem kendisine hem de çevresine zarar vermiş olur.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum