ÜLKELERİN SAVAŞ SUÇLARI NEYE GÖRE BELGELENİYOR?

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Rusya'nın Ukrayna'da "savaş suçu" işlediği görüşüne katıldığını ve uzmanların Rusya'nın Ukrayna'daki "olası savaş suçlarını" belgelemeye çalıştıklarını söyledi.[1]

Biz de ABD ve Batı Koalisyonu’nun Afganistan, Irak, Suriye, Libya, Somali Mısır, Tunus, Cezayir ve daha ismini sayamadığımız pek çok İslam ülkesinde işledikleri savaş suçlarını belgeleyeceğiz.

Peki Rusya’nın Ukrayna’ya saldırılarının başladığı günlerde bu savaşı nasıl yorumladılar bir göz atalım.

Özellikle Batı medyasında yer alan yayınlar, Ukrayna'yı Irak, Afganistan veya Suriye gibi diğer ülkelerden daha “uygar” olarak nitelendirirken, kullanılan rahatsız edici ton sosyal medyada geniş tepkilere neden oldu.

ABD merkezli CBS NEWS muhabiri Charlie D'Agata canlı yayında "Burası on yıllardır kaosla yaşayan Irak veya Afganistan değil. Burası böyle şeyleri görmeyi hiç ummadığınız medeni Avrupalılara has bir kent." ifadelerini kullanması esef vericidir.

ITV News muhabiri Lucy Watson da bir tren istasyonundan yaptığı yayında "Ukraynalıların başlarına düşünülemez bir şey geldi. Burası gelişmekte olan bir üçüncü dünya ülkesi değil, burası Avrupa." ifadelerini kullandı. Bu ifadeler insanlarımızda kesinlikle infial uyandırdığında şüphe yoktur.

"mavi gözlü ve sarı saçlı Avrupalıların öldürüldüğünü görüyorum" diyerek kendilerinin insan üstü görmeleri nasıl izah edilebilir.

Boşnaklar da Sarışın ve mavi gözlü idiler; Amma onlar Müslüman idi. Hollanda askerlerinin Boşnakları çember içine alarak Sırplara yem ettiğinin unutmadık.

BBC'ye konuşan Ukrayna'nın eski başsavcı yardımcısı David Sakvarelidze ise canlı yayında "Benim için bu yaşananlar çok duygusal, çünkü mavi gözlü ve sarı saçlı Avrupalıların öldürüldüğünü görüyorum" dedi.[2]

Yani İslam coğrafyasında yaşayan, kahverengi, kara gözlü, siyah ya da kumral saçlı insanlar onlara göre medeni sayılmazlar, öldürülmeleri önemli bir olay değildir… demek istiyorlar.

5 Şubat 2003'te BM Güvenlik Konseyi'nde konuşan ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, "Saddam Hüseyin'in biyolojik silahlara sahip olduğundan hiç şüphe yok ve daha fazlasını üretebilecek kapasiteye sahip" diyordu.

Powel, Irak’ın BM silah müfettişlerine yakalanmamak için bir kamyon filosunu kimyasal ve biyolojik silah laboratuarlarına dönüştürdüğünü ileri sürüyordu.

BM Silah Denetleme Komisyonu’ndan gelen açıklama ise bu iddiaların aksini söylüyordu. Komisyon Başkanı Hans Blix, Irak'ta incelemelerde bulunan ekibinin herhangi bir biyolojik silah bulamadığını açıklıyordu.

ABD ve Birleşik Krallık, kimseyi ikna edemedi. Biyolojik silah iddiasına güvenmeyen Avrupa ülkeleri bu sözde özgürlük ve demokrasi savaşında ABD ve Birleşik Krallık’ın yanında yer almadı…

Dünya kamuoyu da bu yalanlara en baştan inanmıştı. Savaş planlarına tepki gösteren büyük kitleler protesto gösterilerine başladı. Dünya uyandı lakin ABD’nin saldırı planını durdurmaya yetmedi…

Gösteriler tüm dünyayı sardı. Türkiye’de da halk Irak’ta savaş istemiyordu. Yurdun dört bir köşesinde Bush ve Blair’i protesto eden barış isteyen gösteriler düzenlendi. Günlerce sokakları dolduran Türk halkı savaşa karşı sloganlar atıyordu…

Türkiye’deki protestoların farklı bir özelliği daha vardı. Irak'ı işgale hazırlanan ABD kuzeyden düzenleyeceği saldırılar için Türkiye topraklarını kullanmayı planlıyordu.

Irak'ın işgali için yeterli delil sunamayan ABD ve Birleşik Krallık öncülüğünde kurulan koalisyon gücü, BMGK'den onay çıkmasını beklemeden saldırı kararı aldı.[3]

ABD ve İngiltere öncülüğündeki koalisyon güçlerince Irak işgalinin üzerinden 16 yıl geçse de, ülkede savaşın izleri sürüyor.[4]

The Guardian gazetesi, ORB isimli bir araştırma şirketinin Irak genelinde 1461 kişi üzerinde yaptığı anket sonuçlarını yayımladı. Ankete katılanlara sorulan "Sizce Irak'ta şiddet sonucu kaç kişi öldü?" şeklindeki soruya, halkın büyük çoğunluğu "1.2 milyon'un üzerinde" diye cevap verdi.[5] Anketin ne kadar az kişi ile yapıldığını, aslında kandırmaca bir anket olduğunu izan sahipleri hemen anlayacaktır.

Haberde, Irak'ta 1 milyonun üzerinde insanın hayatını kaybettiğinin, savaş karşıtı sivil toplum kuruluşlarınca sürekli dile getirildiği, fakat Amerikalı ve İngiliz üst düzey yetkililerin bunu reddettiği kaydedildi.

ORB'nin elde ettiği sonuçlara göre, her 4 Iraklıdan biri, ailesinden birisini kaybetmiş. Başkent Bağdat'ta ise bu rakam her iki kişiden biri olarak değişiyor. Anketörlerin "Ailenizdeki insanlar nasıl öldü?" sorusuna ise Iraklıların yüzde 48'i ateşli silahlarla, yüzde 20'si arabalara yerleştirilen bombalarla, yüzde 9'u da hava bombardımanlarıyla şeklinde cevap veriyor.[6]

Diğer konu; Afganistan’da ne kadar sivil öldü diye İnternette sorguladığınız zaman önce ölen ABD askerlerinin ve yandaşlarının sayısını vererek savaşın müsebbibi masum Afgan halkı imiş gibi bir imaj vermek istiyorlar.

Euronews haber sitesinin olayı nasıl çarpıttığına bakalım…

Taliban karşısında yenilgiye uğrayan Afgan ordusunda 66 bine yakın asker hayatını kaybederken, Taliban ve diğer muhalif savaşçılar tarafında ise 51 bin 191 kişi öldü.

Afganistan'da görev yapan NATO ve diğer ülkelerden ise 1144 asker hayatını kaybetti.

Öte yandan Afganistan'da şimdiye kadar 400'ün üzerinde insani yardım çalışanı ve 70'den fazla gazeteci yaşamını yitirdi.

ABD'nin en uzun savaşı, Amerikan askerlerinin Afganistan'dan çekilmesiyle son bulsa da savaşın trilyonlara ulaşan bedelini Amerikalılar ödemeye devam edecek.

ABD'nin 2020 itibarıyla borçlanarak finanse ettiği Afganistan ve Irak savaşlarının maliyeti 2 trilyon doları geçiyor, 2050'ye kadar ise bu borçlanmanın faizinin 6,5 trilyon doları bulması bekleniyor.

Afganistan’da ölen sivillerden hiç bahsedilmiyor.

Halbuki yine batı kaynaklarından alınan verilere göre, Afganistan’da; 241.000 kişi yaşamını yitirdi, bunun 26binden fazlası çocuktu. 3,5 Milyondan fazla insan ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Batı bunu ABD’ni trilyon dolarlara varan savaş zararı olarak lanse etmeye devam ediyor. Bu haberlerdeki sayıların gerçekleri yansıtmadığını, aslında sayıların çok daha fazla olduğu tarafsız haber kaynaklarından görülebiliyor.

Suriye’ye bakalım. Suriye batı kışkırtması aldatmacası ve Arap baharı bahanesi ile işgal edildi.

Suriye'de 10 yılını tamamlayan iç savaşın ağır bilançosu şöyle; (haber kaynağından alındığından süre kaynak verilerine göre yazılmıştır)

-Üçte birini çocukların oluşturduğu 5,6 milyon mülteci ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.

-6.7 milyon Suriyeli ülke içinde yerinden edildi.

-2,4 milyon çocuk eğitim hakkından mahrum kaldı.

-Rejim cezaevlerinde işkence nedeniyle 100 bin kişi öldü.

-Şu ana kadar yaklaşık 100 bin kişi gözaltına alındı veya tutuklandı.

-Savaşın başlamasından bugüne kadar 200 bin kişi kayboldu ve akıbetleri belirsiz.

-32'si rejim tarafından olmak üzere 38 kez ‘kimyasal silah/madde' kullanıldı.

-2013'te Şam yakınlarında gerçekleşen kimyasal saldırıda bin 400 kişi öldürüldü.[7]

Savaş nedeniyle 20 milyon Suriyelinin hayatı olumsuz yönde değişti.

-Rejim bölgelerinde 11 milyon, Kürt öz yönetim bölgelerinde 2,5 milyon, İdlib de ise 2,9 milyon kişi yaşıyor.

-İdlib'de şu an yaşayanların 1,9 milyonu yerinden edilmiş kişilerden oluşuyor. Bunların 1,3 milyonu ise bölgedeki kalabalık kamplarda barınıyor.

-Suriye'nin kuzeyindeki sınır bölgelerinde ise 1,5 milyon kişi yaşıyor.

-2 milyon Suriyeli aşırı yoksulluğa maruz kalırken, çocukların yüzde 60'ı açlıkla karşı karşıya.

-Ülkedeki 12,4 milyon insan yemeğe ulaşmak için mücadele ederken, 13,4 milyon ise insani yardıma muhtaç durumda.[8]

Mülteciler Deneği verilerine göre Türkiye’de

Erkek: 2.016.149 / Kadın: 1.730.525 olmak üzere Toplam 3.746.674 kişi yaşamaktadır. Bu sayılara Ürdün’de, Lübnan’da ve diğer Arap ülkeleri ile AB ya da diğer batı ülkelerine gidenler dahil değildir. Akdeniz’de botlarda ölenlerin ya da botları batırılarak öldürülenleri kimse saymıyor.

AB verdiği yardım sözlerinin yerine getirmemekte ısrar ediyor. Avrupa’ya geçmek isteyen Suriye’li mültecilere en acımasız şeklide muamele ediliyor. Denizde can salları kasten batırılıyor. Geri ittiriliyor. Bu haberleri her gün izliyorsunuz.

Suriye’de ABD eli ile kurulan DAEŞ ve yine Ermenistan ve Batı tarafından Asala Terör örgütü yerine kurulan PKK/PYD terör örgütleri tarafında katledilen insanlara bakalım. DAEŞ ve PKK/PYD’nin işlediği cinayetlerin sayısının haddi hesabı yok. Sadece 40 binden fazla Asker ve Polisimiz haince şehit edildi. Güneydoğu Anadolu’da şehirler boşaltıldı. Sivil katliamlarını saymak ayrı bir acı senaryo.

DAEŞ eli ile Türkiye işgal edilmek istendi, lakin Türkiye bu oyuna gelmeyerek DAEŞ terör örgütünü ABD’ye rağmen yerle bir etti.

Anadolu Ajansının verdiği bilgilere göre: NYT (New York Times) tarafından Bilgi Edinme Hakkı kapsamında yapılan araştırma ve incelemelerde, Eylül 2014-Ocak 2018 döneminde Suriye ve Irak’ta düzenlenen saldırılara ilişkin 2 bin 866 rapordan sadece 1311’ini alabildiğini yazan gazete, şu ifadelere yer verdi:

"The New York Times tarafından elde edilen 1300'den fazla sivil kayıp raporuna ilişkin ordunun kendi gizli değerlendirmeleri olan belgeler, hava saldırılarında yanlış istihbaratın, acele ve genellikle kesin olmayan şekilde ve ne ölçüde kullanıldığını ortaya koyarken; bu saldırılarda meydana gelen çoğu çocuk binlerce sivilin ölümü, Amerikan hükümetinin oluşturduğu her şeyi gören insansız hava araçları ve hassas bombalar tarafından yürütülen savaş imajıyla keskin bir tezat oluşturuyor."

Saldırıyı yapan ve sivil kayıplarını inceleyen birim aynı. (NYT)

Peki bu durumda gerçekler nasıl öğrenilecek. ABD yaptığı savaş suçlarını örtbas etmekte çok mahir. Çünkü kendi haber kaynakları ile bütün dünyayı manipüle etmekte onlarla kimse yarışamaz. Masum köylülerin binalarını DAEŞ olarak belirleyip bombaladıkları, daha sonra buraların masum köylülere ait oldukları biliniyor amma kimse haber kanallarında kısa bir özet geçmekten öte bir şey yapamıyor.

NATO müttefikimiz ABD PKK/PYD’ye DAEŞ ile mücadele bahanesi ile 5.000 tır dolusu ve binlerle ifade edilen uçak dolusu silah ve mühimmat desteği sağladı. Silahlar arasında tüfekten anti tank füzesine kadar her şey var. Türkiye’nin parasını ödemek kaydı ile satınalmak istediği, Javelin, TOW ve Milan füzeleri verilnedi lakin PKK/PYD’ye hediye edildi. Nasıl bir müttefikimiz ile aslında çatışma halinde olduğumuza dikkat edelim. Şu anda PKK/PYD unsurları ABD ordusu tarafından eğitiliyor ve hedef Türkiye’dir. Suriye ve Irak’ta üzerine çökülen petrol ve diğer değerli emtianın haddi hesabı yok. Irak’tan kaçırılan binlerce devasa tanker dolusu ham petrol Florida sahillerinde limanlarda stoklanmış halde bekletiliyor.

Libya, Somali, Cezayir konularını ise bir sonraki yazımıza bırakarak savaş suçları konusunda ABD ve AB yani haçlı zihniyetinin sicilinin bozuktan da öte ellerinin kanının kurumadan bir başka İslam beldesine saldırdıkları herkesin malumudur.

Elbette Rusya masum değildir. ABD ve Batı’nın gazına gelerek Rusya’yı kışkırtan Ukrayna da masum değildir.

Başlığa bir bakalım

“Ülkelerin savaş suçları neye göre belirleniyor?”

Suçlu ABD ve Batı ise suç sayılmıyor. Bu kadar basit…

Ahmet TÜRKAN- HABERNAME


[1] https://www.ensonhaber.com/dunya/blinken-rusyanin-savas-suclarini-belgelemek-icin-calisiyoruz?utm_source=dfacebook&fbclid=IwAR1L5_sd8cTqwYWW7JlDG-7w5EI09maLD-4a1K5eV-R0FrNrcD-pDFRqoqs

[2] https://www.yeniakit.com.tr/haber/avrupada-irkci-soylemler-basladi-mavi-gozlu-sari-sacli-insanlar-oluyor-1632139.html

[3] https://www.indyturk.com/node/332831/20-mart-yalanlarla-ba%C5%9Flayan-operasyon-abdnin-irak-i%C5%9Fgali

[4] https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abdnin-iraki-isgalinin-16-yilinda-ulkede-savas-izleri-suruyor/1423586

[5] https://www.yenisafak.com/dunya/irakta-kac-milyon-sivil-oldu-68967

[6] A.g.e.

[7] https://www.indyturk.com/node/330496/d%C3%BCnya/suriye%E2%80%99de-11-y%C4%B1l%C4%B1na-giren-sava%C5%9F-geride-388-binden-fazla-can-kayb%C4%B1-b%C4%B1rakt%C4%B1

[8] A.g.e.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum