Yaz Tatilinde Nereye Gidiyoruz?

 

 

Yaz Tatilinde Nereye Gidiyoruz?

 

Okullar kapandı, işler gevşedi, herkes tatil moduna girdi. Hatta bazıları altı ay öncesinden tatilini nerede geçireceğine karar verdi, rezervasyonunu yaptırdı, taksitle ödemeye başladı. Tatlı bir telaş içinde dinlenmek, eğlenmek ve çoluk çocukla güzel bir zaman geçirmek için hazırlıklar yapıldı.

 

Son yıllarda tatil deyince ilk akla gelen, Ege ve Akdeniz sahillerinde bir otele kapanmak, günde üç öğün yemek yemek ve aralarda atıştırmak, denize ve havuza girmek, uyumak ve aynı şeyleri bir hafta boyunca tekrar yapmakla geçiyor. Yüzlerimiz, derilerimiz kararırken gönüllerimiz de mi kararıyor ne?

 

Müslümanların tercih ettiği mekânların her ne kadar bazı hassasiyetleri olsa da kendinizi fazla da günahtan koruma imkânınız olamıyor. Bize sunulan bu tatil anlayışı ne kadar bize ait bunu düşünmemiz gerekiyor.

 

Ayrıca bu tatil anlayışında patlayıncaya kadar yemek, yediklerini hazmedebilmenin çarelerini aramak, hatta mide ifsadından doktora müracaat edip tedavi görmek, günlük uğraşlar arasında. İsrafın her çeşidi günlük yaşam tarzının ayrılmaz parçası. Ahireti unutup dünyalı olmanın sonucu ibadetler araya sıkıştırılıyor. İnsanlar birbiriyle gösteriş yarışına giriyor. Kimse kimseyle muhabbet bile edemiyor. Sabah namazında sekiz yüz ailenin bulunduğu bir mekânda sadece yirmi beş erkek camide namazda bulunabiliyor. Yatsı namazı da bundan pek farklı değil. Yatsı namazında da kırk erkek mescide gelebiliyor. Yaz dönemi sabah namazlarının en çok kazaya bırakıldığı dönem oluyor. Rabbim cümlemizi ve sevdiklerimizi bu afetten korusun. Amin.

 

Hâlbuki bizim anlayışımızda böyle bir tatil algısı yoktur. Tatil atalet mevsimi değildir. Normal zamanlarda yapamadığımız güzel işleri yapma fırsatıdır, mevsimidir. Mesela sıla-i rahim yaparak, büyüklerin gönlünü yapmak ve duasını almak için en güzel fırsattır. Bunun için doğduğumuz, büyüdüğümüz, büyüklerimizin yaşadığı mekânlara gitmeli; böylece çocuklarımıza kendi kültürümüzü yaşayarak aktarmalıyız. Onlar büyükleriyle birlikte geçirdikleri zaman içinde bize ait değerleri yaşayarak öğrenmeli. Hatta kızlarımız yöresel yemeklerimizin nasıl yapıldığını, misafirin nasıl ağırlanacağını görmeli. Akrabaları ziyaret etmeli ve onların hayır duasını almalıyız. Nice sevaplar kazanarak Rabbimizin rızasını kazanmalıyız. Son yıllarda iki mübarek bayramda bile bunları terk etmeye başladık ki bu bir fecaattir

 

Yine tatil Kur’an ile yaşamanın en güzel fırsatıdır. Onunla daha fazla vakit geçirmeli, daha güzel okumak için çalışma yapılmalı, günlük okuma programlarımız olmalı. Okuduklarımızı ailece müzakere etmeli. Anlamaya ve yaşamaya çalışmalıyız. Ezberlerimizi tekrar etmeli ve artırmalıyız. Çocuklarımız arkadaşlarıyla birlikte camilerimize giderek hem Kur’an okumayı öğrenmeli, bilenler geliştirmeli, cami merkezli yaşamayı tatmalı.

 

Namazlarımızı ailece camilerde kılmalı, cemaatle namaz kılmanın sevabını elde etmeli. Tek başımıza kıyıda köşede, son vakitte üzerimizden bir yük atar gibi kılmamalıyız. Bu Allah’a verdiğimiz değerin göstergesidir. Aman dikkat!

 

Sözün özü, tatilde nereye doğru gidiyoruz? Yaşadıklarımız bizi cennete mi yaklaştırıyor yoksa cehenneme mi? Bu sorunun cevabını herkes kendinde aramalı. Yaşantımızı ona göre ayarlamalıyız. Hesaba çekilmeden önce kendimizi hesaba çekmeliyiz.

 

Rabbimiz Recep ve Şaban aylarını bizlere mübarek kılsın ve bizi sıhhat ve afiyetle Ramazan-ı Şerife kavuştursun. Amin.

 

Kardeşiniz

Ahmet Bulut

ahmet.hace@gmail.com

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum