Yıkamaya Yardım Eder Misiniz?

 

                Bazı adet ve kirlerin kökleri çok eskiye dayanır. Bir adet ve alışkanlığın kökü ne kadar eskiye dayanırsa onu söküp çıkarmak da o kadar zordur. Bir kısım kirler, su ile yıkanamaz. Bunu temizlemek için denizler de yetmez. Her cehaleti besleyecek bir suyu ve sahipleri için onu değerli kılan gerekçeleri bulmak mümkündür. Bu da temizlik ameliyesinin zorluğuna işaret eder. 

                İslam tarihinde “cahiliye dönemi” deyince ilk aklımıza gelen şeylerden birisi, kız çocuklarının diri diri toprağa gömülmesiydi. Onlar için rızıklarına ortak olma korkusu ve kızların büyüyünce kötü yola düşme(!) endişeleri vardı. Korktukları bu hatalar işlenirse, onların yüzünün kızarması ve toplum içinde mahcup olmaları gibi ihtimal, içlerini kemirirdi hep...  Cehaletin yer ettiği ve derinlerde kalın izlerin kaldığı toplumlarda hep kötü yola düşen ve yanlışı yapan kızlardır. Erkekler bu konuda çok masumdur! (Çevrenizde buna ait örnekleri hatırlayıp acı bir gülümseme ile kafanızı salladığınızı görürü gibiyim. )

                Siz hemen “bu sıkıntılar nerede yaşanıyor? Hala var mı?” Diye soracaksınız. Ben bu sıkıntıların değişik ton ve tınılarda da olsa ülkemde de yaşandığının şahidiyim. Lakin bu günlerde havasını soluyup, suyunu içtiğim Burkina Faso’da benzeri dertleri de ciğerim yanarak müşahede etmekteyim.

                Bizim burada Abdülkerim isimli bir kardeşimiz var. Siz onu tanımıyor musunuz? Bir gün yolunuz Burkina Faso’ya düşerse sizi onunla tanıştırırım. Onun Kur’an kıraatiyle mest olacaksınız. O hafızlığının yanında köklü İslami bilgiler de almıştır. İlmi kitaplardan okumak güzeldir. Lakin insanın içinde yaşadığı toplumun adet ve geleneklerinden uzaklaşabilmesi ve zihnini temizlemesi o kadar da kolay olmuyor.

20200113-120410.jpg

             Geçen hafta onun ikiz kız evladı doğdu. Böylece onun üç kızı oldu. Her birimizi hayatta birçok imtihan bekler. Elbette onun da yaşadığı ve başa çıkmak zorunda olduğu imtihanları var. Dua edeceğiz ve o da bu imtihanları kolayca başaracak. Neyse o da geçen hafta uzaktaki büyük ailenin yanında olan eşine ve çocuklarına ziyarete gitti. Ben de ona mesaj gönderdim. Peygamber’in (SAV) “Üç kızı olana cennet vadeden” hadisini paylaşıp, tebrik ettim. O da hem bu müjdeyle mutlu oldu, hem de içindeki kadim kültürün eseri olan endişelerini dile getirdi.

            Dört kız evlat büyüterek bu müjdeyle mutlu olmuş bir baba olarak da onun mutluluğuna ortak olmak istedim. Her zaman hamt ederek baktım bu işlere...

           Bizim Abdülkerim de bu müjdeyle mesrur. Lakin başka bir derdi daha var. “Bu kızlar nasıl terbiye edilecek? Ya onlar kötü bir yola düşerse ne olacak? Yüzümüzü kızartacak bir iş yaparlarsa?” Siz bu dertleri ve iç yakan cümlelerin tarihi köklerini tanımış olmalısınız. Elbette burada kız çocuklarının diri diri öldürülmesi bir alışkanlık yok Elhamdülillah... Sonuçta hem bunlar da Müslüman ve böylesi bir şenaati asla düşünemezler.

20200120-122244.jpg

         Lakin bu durum kız ve erkek çocukları arasında bir ayırım yapılmadığı anlamına da gelmez. Mesela kız çocuklarının genellikle yatağı olmaz. Gerçi erkek çocukları için alınan yatak da plastik hasırdan ibarettir ama... Kızlar bundan bile mahrum olarak büyürler. Türlü imkânlar için hep ayrı tutulurlar. Nasıl olsa onlar gidecektir. Evin direkleri olan erkek çocukları nasıl olur da kızlarla eşit olabilir?  Hatta kızların evlilik hazırlıklarını ve çeyizlerini hazırlamak da annelerin görevdir. Babalar bu işe karışmaz ve katkı vermez.

             Onların üzerinde hep ayrı bir korku bulutu vardır. Zira onlar yanlış bir iş yaparsa, günaha girerse... Sanki bunu yalnız yapacaklar. Erkek çocukları o kadar masumdur ki... Onlar asla yüz kızartacak bir iş yapamazlar. Veya onların hataları kolayca örtülür.

             Geçen haftaki yazımda sadece akika töreninde kız- erkek ayrımı yapılmadığını yazmıştım. Ama sevgide ve imkânlarda açık şekilde bu ayrımın yapıldığını onlar da kabul ediyor. Zira gözünü kapatınca ortam karanlık olmuyor.

20200113-133545.jpg

             Kalbini yıkamak ellerini yıkamak kadar kolay değildir. Bazen de yıkamakla geçmez işte. Hz. Ayşe (RA) annemiz; “Ne gariptir ki insanlar yalan ve gıybetten sonra değil de helal yemekten sonra ağızlarını yıkarlar” der.   

             Ama ne olur bunlara kızmayın. Her yerde yıkanması gereken birçok kir var.

              Haydi bismillah...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
5 Yorum