JENERİK SENARYOLAR

Emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın dediği gibi Balyoz planları oldukça jenerik olabilir. Ama toplumumuzun aklında kalan durum pek jenerik olarak anılamayacaktır.

Jenerik : Film yada program başlamadan önce; içeriği ve tarzı hakkında ipuçları vererek seyirciye ne izleyeceğini neyin başladığını anlatan ve sonunda programın isminin yazdığı kısa giriş-açılış.

Filmin sonunda gecen yazı öbeğine ise rollcaption denilir ve bunu sanırım sadece biz kullanıyoruz. Amerika’da end credits olarak geçiyor.
jeneriklere ise genellikle openings denilir.
[1]

Türkiye’de ise Jenerik sözü genelde atılan güzel goller, filmlerdeki unutulmaz sahneler gibi durumlar için kullanılır biliyordum. Demek ki vahşet senaryoları için de jenerik kelimesi kullanılabiliyor. Sayın Doğan Paşa namus ve şerefi üzerine yemin ederek Fatih Camiine bomba koymak bu senaryoda yoktu dedi.

O zaman neden jenerik dedi ki. Neresi jenerik.

Neden sıradan bir senaryo demedi de jenerik dedi.

Senaryoyu şöyle bir jenerik hale getirelim, farzı muhal Fatih Camisine bomba kondu ve tam zamanında patladı.

İmam bir tarafta, müezzin bir tarafta, cemaatten çeşitli yaşlarda 25-30 kişi yerlere serilmiş kan revan içinde yatıyor. Abdest almaya çalışanlar arasında ölenler var. Şadırvan çökmüş ve sular etrafa yayılarak gölet haline gelmiş. Caminin giriş kapısı patlamanın etki ile kırılmış, minareler yıkılmamış ama hoparlörler koparak sarkmış, ana kubbenin alemi sarsıntının etkisi ile yan yatmış…..

Bu sırada ambulans ve itfaiye araçları gelmişler. Birkaç televizyon ve gazetenin muhabirleri ellerlinde kameralar ve mikrofonlarla olayı haber bültenlerine taşımaya çalışıyorlar.

Yaşlı bir Hacı amca ile röportaj yapılıyor. Hacı amca şokta…

-          Evladım parmağım koptu acaba abdestim bozulmuş mudur…?  Kime sorsak…?  Beyaz Hoca’ya sorarız tabi ki. Çünkü işbirliği yapılacaklar arasında ismi geçiyordu.

Hoca hemen fetvayı basar.

-          Hacı amca hemşire hanım elini sarsın, evine git. Cami yok, namaz da yok…..v.s.v.s……kem kümm…

Ne kadar jenerik değil mi….

Uzun yıllar insanların aklından çıkmaz. İnsanın bu manzarayı tekrar tekrar seyredesi gelir…

Tıpkı Irak’taki ecdat yadigarı camilerin ABD ve İngiliz askerleri tarafından bombalanması ve pis botları ile içeride dolaşmaları ve yaralıları silahlarının dipçikleri ve pis botları ile itip kakmaları gibi.

Çok jenerik çok….

İnsanın unutası gelmiyor…

Sayın Komutan’ın senaryosu kendince çok ılımlı.

Bakın ne diyor. "Bizim senaryomuzda Türkiye'de bir irtica olayı vardır, bir irticanın yükselmesi vardır. O zaman henüz Anayasa Mahkemesi'nin bir kararı yoktu ortada, 'Biz değiştik' diyen bir iktidar vardı, bu değiştiğini söyleyen iktidara 'Hayır sen değişemezsin' deyip üstüne mi gidecektik. Bu ne kadar ayıptır, ileride başımıza böyle şeyler gelir, iktidar bildiğini okuyabilir, okulları medrese haline gelebilir, basını satın alabilir diye hazırlanan bir senaryoydu" diyor.

Yani iktidar biz değiştik falan demese başımıza balyoz yağacakmış da haberimiz yokmuş…

Sormak hiç hoş değil ama sorulması lazım.

Komutan’a göre ılımlı olabilir de bana göre bu kadar sert bir senaryo hazırlanmasının sırrı nedir. 1400 yıldır unutulmayan hem Alevilerin hem Sünnilerin unutamadığı “Kerbela” yarası varken…..

Yoksa bu jenerik senaryo bir rövanş olarak mı planlandı….

Hiç düşünmek istemiyorum….

İslam toplumunda yeniden derin yaralar açmanın senaryo bile olsa bir anlamı var mıdır. Peki bu senaryo gerçeğe dönüşüverseydi…

Kaç yüz yıl unutulmayacak bir jenerik senaryo olurdu acaba.

Bu bölümde bahsetmeye çalıştığım kısım sanıyorum anlaşıldı. Yaraları deşmemek adına açıkça yazmak istemiyorum. Paşam anlamıştır.

Toplumun hassasiyetlerine saygı duymak gerekmez mi.

Ahmet TÜRKAN - HABERNAME

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
5 Yorum