Okurlarla Hasbihal

Okurlarla Hasbihal

Bu köşede ilk yazımı 2008 yılının Mayıs ayında başlamıştım.

Bana bu sitede yazarlık teklif edilince hep tereddüt içindeydim. Acaba her hafta yazabilir miyim soruları vardı aklımda.

Ama Yayın Yönetmenimiz Kemal Bey’in teşviki ile bugüne kadar epeyce yazılar yazdık.

İnşallah bundan sonra da yazmaya devam ederiz.

Neredeyse iki yıl oldu fakat bu zaman zarfı içinde okuyucularımla hiç hasbihal yapamadım.

Bütün okuyucularıma  teveccüh gösterip köşemizi ziyaret edip, yazılarımızı okuma zahmeti gösterdikleri için çok teşekkür ediyorum.

En başta şunu söyleyeyim; herkesin bir fikri ve düşüncesi olabilir. Bunları kimileri kabul eder, kimileri de etmeyebilir.

Ancak saygı çerçevesi içerisinde bu düşüncelere karşı yorumlar yapılır.

Kimsenin kimseye hakaret etme lüksü yoktur, olamaz da.

Eğer o fikir ve düşünceleri kabul etmiyorsa, niçinlerini, nedenlerini araştırır ve delillerini ortaya koyar ve karşı tarafı ikna etmeye çalışır.

Bana yapılan yorumlarda teşvik olduğu gibi belden vurmalar da çok oldu.

Yine de sağ olsunlar o okuyucularım.

Şunu açık yüreklilikle söyleyeyim; ben hiçbir zaman TSK düşmanı olmadım. Böyle bir şey söz konusu olamaz.

Ben de gittim aslanlar gibi askerliğimi yaptım. 18 ayımı bu vatan için harcadım. Yeri gelirse tekrar giderim, bundan da hiç gocunmam ve büyük bir şeref duyarım.

Benim TSK ile ilgili yazılarımda tek derdim TSK’yı yozlaştıran, halkın sevgisine gölge düşürmeye çalışan, sırf görevi askerlik yapmak iken siyaset yapan, halkı kışkırtan Paşalarla.

Herkes bilir ki, asker ocağı Peygamber Ocağı gibidir. Her Türk genci bu bilinçle yetiştiriliyor. Askerde öğrendiğimiz en can alıcı söylem de “Her Türk asker doğar” sözleri.

Biz askere giderken düğüne gider gibi davulla zurnayla gideriz.

Arkası kalın olanlar gibi bedelliye sırtımızı dayamayız. Ya da bizim dayımız, emmimiz yoktur en müstesna yerlerde askerlik yapmak için.

Biz yüreğimizle askerliğimizi yaparız.

Hal böyleyken niçin hem dışarıda bulunan hem de muvazzaf paşalar ve ağalar TSK’nın itibarını zedeliyorlar?

Şu an cezaevlerinde olan Paşalarımız niye bu hale düştüklerini düşündüler mi hiç?

Ya da cezaevlerinden kaçıp da hastane köşelerinde keyif çatıyorlar?

Ben tekrar üstüne basa basa söylüyorum; Ben her zaman böyle bir şerefli Ordu’da askerlik yaptığım için onur duyuyorum. İçinde böylesi insanları barındırmış olsa da.

….

İki bölüm halinde yazdığım “Kütüphaneci Mustafa Efendi ve Eşeği” adlı yazımda bir alıntı yapmıştım. Aslında alıntı yaptığım yazı bana çok sevdiğim Elektrik Mühendisi Naci Başer Amcamızdan gelmişti. Çok beğendiğim bu yazıyı okurlarımla paylaşmak istedim ama mutlaka kaynağına ulaşmam gerekliydi. Naci Amcamıza ulaşıp bu alıntıyı nereden aldığını söyledim. O da yeğeni tarafından gönderildiğini söyledi. Hemen yeğeni Filiz Hanım’a ulaşıp ondan kaynak istedim.

Kendileri de sağ olsunlar alıntı yaptığı internet sitesinin adresini verdiler. Ben de bunu köşemde yayınladım.

Ancak okurlarımdan biri bunun Ahmet Şerif İzgören’in “Süpermen Türk Olsaydı Pelerini Annesi Bağlardı” adlı eserinden alıntı olduğunu söyledi.

Ben hiçbir zaman yapılan emeği göz ardı etmem.

Kim yazmışsa onun adını yazmaya çabalarım. Yazımda ancak internet sitesinin adresini bulabildim ve bunu da okurlarımla paylaştım.

Bana kaynağını gösteren okuruma da sonsuz teşekkürlerimi sunarım.

Bir okurum da “MHP Ateşle Oynuyor” adlı yazıma uzunca yorum getirmişler. Aslında en başta biraz kalp kırıcı cümleler kurmuştu ama daha sonra hatasını anlayarak bana çok naif bir yorum göndermiş.

Nasip olursa bu yorumu da sizlerle bir dahaki yazımızda paylaşmak istiyorum.

Eğer böyle yorumlar olursa her zaman benim köşem herkese açıktır. Yeter ki bu köşede bazı şeyler paylaşılsın.

Güzellikler paylaşılarak ayrı bir zevk alınsın, fikirler paylaşılarak farklı fikirlerden harman oluşsun.

Sonuçta biz bu ülke için varız.

Herkes bu ülkeye bir şeyler katmak zorundadır. Kimimiz kalemimizle, kimimiz sanatımızla, kimimiz emeğimizle, kimimiz fikirlerimizle, kimimiz gönlümüzle bir şeyler katıyor.

Bu ülke için bir şeyler katamayanlar varsa o da bizim eksikliğimiz.

Onları da bizlerin yönlendirmesi ve teşvik etmesi gerekmektedir.

Bu ülke herkese muhtaç, herkes de bu ülkeye…

Bunu hiç unutmayalım.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
12 Yorum