"SÖYLEYENE DEĞİL SÖYLETENE BAKMAK LAZIM"

Diyarbakır'ın merkez ilçesi Kayapınar'da PKK'lı teröristlere ait hücre evine düzenlenen operasyonda çıkan çatışmada şehit olan özel harekât polisi yirmi altı yaşındaki Ahmet Alp Taşdemir, memleketi Manisa'nın Salihli İlçesi’nde üç yıl önce (Kasım 2017) son yolculuğuna uğurlanmıştı. İmam olan babası İbrahim Taşdemir de oğlunun şehit olduğu haberini cuma namazı sonrasında almıştı.     

Baba Taşdemir cami avlusunda bulunan gazetecilerin, "Oğlunuzun şehit olmasıyla ilgili duygularınız nelerdir?" sorusuna, “Hiç şikayetim yok. Rabbimizden gelen başım gözüm üstüne... Bizim ümmetimiz, milletimiz, vatanımız sağ olsun. Allah bu millete zeval vermesin. Siyonistlerle, kafirlerle, haçlılarla cihat ederken benim oğlum şehit oldu, bundan şeref duyuyorum. Elhamdülillah Rabb’im bize böyle bir makamı lütfetti. Şeref duyuyorum" demişti.

 İzmir Selçuk ilçesi İsa Bey Camisi imamı İbrahim Taşdemir hocamı iki gün önce ziyaret ettim. Hal hatırdan sonra oğlunun şehit olduğu haberini aldıktan sonra TV muhabirine yaptığı ve epeyce yankı uyandıran konuşmasıyla ilgili olarak düşüncelerini sordum.

İbrahim Taşdemir Hocam şöyle dedi. “Açıkçası oğlumun şehadet haberi bana yeni verilmişti. Biz de buraya cuma namazı kılmaya gelmiştik. Düşünün yirmi altı yaşındaki evladınızın bir anda şehit olduğu haberini alıyorsunuz. Böyle bir durumda insanın dünyası allak bullak oluyor. Cuma namazını kıldırdıktan sonra dışarıya çıktığımda avluda basın mensupları, ‘Bir şehit babası olarak duygularınız nedir?' diye sorunca, hani batılılar spontane diyorlar ya, yani o an... Allah’ın takdiri diyelim. Ben inanıyorum ki Rabb’imiz bizim üzerimizden kullarına bir mesaj vermeyi murat etti. Böyle bir konuşmayı yaptık. Ama benim o anda neler söylediğimden hiç haberim yok.

Bu konuşmaya daha sonra altyazı ve müzik eklemişler. İnternette birçok kez paylaşmışlar. Bana arkadaşlarım, “Hocam böyle böyle konuşmanız internet sitelerinde yayınlanıyor.” dediler. İnanın ben o konuşmayı sonra izledim. Hatta orada söylediğim cümleleri tekrar etmeye çalıştım. Ama tekrar aynı cümleleri söyleyemedim. Yani şunu demeye çalışıyorum. “Söyleyene değil söyletene bakmak lazım” derler ya... Ben onu bizzat yaşadım. Nasıl Çanakkale savaşında Seyit Onbaşı tek başına 300 kiloluk top mermisini Allah’ın yardımıyla kaldırıp topun namlusuna koyarak düşman gemisini batırıyorsa benim konuşmam da kesinlikle Allah’ın bir lütfudur.” dedi.    

"İbrahim Taşdemir hocama “Bir gününüz nasıl geçiyor?" diye sordum. İbrahim hocam, “Bu soruya şöyle cevap vereyim: Önce Selçuk ilçesi hakkında kısaca bilgi vereyim. Selçuk ilçesinin tarihi Aydınoğluları Beyliği’nden daha öncesine dayanıyor. Şelçuk’ta en önemli eserler Efes Şehri, Meryem Ana, Yedi Uyurlar yani Ashab-ı Kehf, St. Jean Kilisesi ve İsa Bey Camisi olarak sayabiliriz.

Her gün sabah namazına İsa Bey Camisine geliyorum. Cemaat olsa da olmasa da mutlaka camiyi açıyorum, cemaat varsa namazı cemaatle kılıyoruz. Yoksa yalnız kılıyorum. Caminin etrafında yerleşim yeri yok. Sadece turistik eşya satan dükkânlar var. Bu yüzden sabah, akşam ve yatsı namazında cami cemaati az oluyor. Namaz sonrası evime gidiyorum. Saat 09.30 gibi ailecek kahvaltı yapıyoruz.

Saat on civarında ilçe merkezinde işlerimiz varsa onları hallediyorum. Ardından İsa Bey Camisi'ne geliyorum. Camide küçük bir odam var. Orada tüm gün boyunca gelen yerli ve yabancı misafirlere hizmet vermeye çalışıyorum.

İstanbul Sultanahmet Camii'nden ve Diyanet İşleri Başkanlığından temin ettiğimiz yabancı dilde yazılmış dini kitaplar ve on beş farklı dilde yazılan Kur’an mealleri var. Camiye ziyaret için gelen gayrimüslim turistlere kitaplardan ve meallerden hediye ediyoruz. İslam dini hakkında çeşitli sorular soruyorlar. Onların sorularına anlaşılır, mantıklı cevaplar veriyorum. Geçenlerde İrlandalı bir hanım Müslüman oldu.

Yaklaşık olarak altı yıldır İsa Bey Camisinde görev yapıyorum. Bu süre içerisinde burada bir takım taktikler geliştirdim. Örneğin gelen turistlerin dilinden birkaç kelime veya cümle söylediğim zaman onların bana karşı daha yakın davrandıklarını fark ettim.  Zamanla onların dilinden bazı cümleleri de öğrenmeye başladım. Mesela ‘Hoş geldiniz, nasılsınız, kitaplar ücretsizdir alabilirsiniz.  Kolonya ister misiniz?’ gibi cümlelerle onların yakınlığını kazanmaya çalışıyoruz. Bu yolla Kur'an-ı Kerim'i daha kolay hediye etmeyi hedefledik.  Kur'an'ı Kerim’i turistlere o kısa vakit içerisinde anlatmaya çalışırken söylememiz gereken çok önemli cümleler öğrendik.  Bu cümleleri daha sonra yazılı bir metin haline getirdik. Böylece insanlara İslam'a davet mektubu olarak mektuplar vermeye başladık.  Mektubun sonuna e-posta adresimizi ve telefonumuzu da ilave ederek soruları varsa bize e-posta veya telefon yoluyla iletebileceklerini söyledik.  Bizim de kendilerine cevap verebileceğimizi belirttik.

Ayrıca QR kod okuma sistemi ile bir kitabı 50'ye yakın dilde insanlara sunmayı öğrendik. Bununla ilgili barkot panosu hazırladık.  Ziyaretçiler gelip o panodan telefonlarıyla QR kodu okutup kitabı istedikleri dilde telefonlarına indirebiliyorlar.

İsa Bey Camisini ziyaret edenler arasında Yehova Şahitleri olmak üzere diğer misyonerler de bulunabiliyor.  Bu tür ziyaretçiler ile görüşmelerimizde bunların çalışma metotları ile ilgili de bilgi sahibi oluyoruz. Mesela görev yaptığım süre içerisinde, altı yılda, bana üç defa İncil hediye edildi.  Yani bir misyoner camiye gelip imama İncil vererek Hıristiyanlığı anlatacak kadar cesur davranabiliyor.

Sonuç olarak bizim gibi cami görevlisi insanların öncelikle işlerini Allah rızası için gönüllü olarak yapması lazım. Bunun yanında hem lisan bilme, hem de başta İslam dini olmak üzere diğer dinler hakkında geniş bilgi sahibi olmamız gerekiyor.

 Akşamleyin eşim camiye yemek getiriyor. Beraber yemek yedikten sonra akşam ve yatsı namazını eda ediyoruz.  Namaz bitiminde birlikte evimize gidiyoruz. Bütün günlerim böyle geçiyor.”

salim-yilmaz.jpg

Hocama, “son olarak okuyucularımıza söylemek istediğiniz bir şey var mı?” diye sordum:

Hocamız ,“Hepimiz her yerde ve her zaman işimizi çok iyi yapmalıyız. Dinimizi en iyi şekilde temsil etmeliyiz.” dedi

                                                                                                Salim YILMAZ

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
14 Yorum